![]() |
|
|||||||
| Dini Programlar & Videolar Dini Programlari bu bölümde bulabilirsiniz |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Dikkat Indirmek Veya Seyretmek Icin Basliklara Basiniz AHİR ZAMAN VE KIYAMET ALAMETLERİ İçinde bulunduğumuz dönem, Peygamberimiz (sav)’in ahir zamana yönelik hadislerinde bildirdiği çok önemli olaylara sahne olmaktadır. Ahir zamanla ilgili alametler birbiri ardınca ve hadislerde tam tasvir edildikleri biçimde ortaya çıkmaktadır. Ahir zaman alametleri olarak adlandırılan olaylar, "küçük ve büyük alametler" olarak ele alınmaktadır.. Ancak bu alametlerden herbiri diğerinden ayırt edilemeyecek derecede önem taşır ve İslam dünyasının geleceğine ışık tutar. Bu filmde, Peygamberimiz (sav)'in 14 yüzyıl önceden en ince ayrıntılarıyla haber verdiği bu alametlerin her birinin gerçekleşmekte olmalarının ne kadar büyük bir mucize olduğunu göreceksiniz. Tüm hadis kaynaklarında ve İslam alimlerinin kaleme aldıkları eserlerde ahir zamanda yaşanacak olaylarla ilgili olarak ittifakla aynı bölgeye dikkat çekilmektedir: Ortadoğu Dünya üzerinde her biri farklı açılardan kritik sayılabilecek pek çok merkezi bölge varken kaynaklarda sadece bu bölgenin ön planda yer alması önemli bir gerçeği gözler önüne sermektedir. Bu gerçek şudur: Ahir zamanla ilgili hadislerde sıkça adı geçen şehirlerin de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi tarih boyunca Allah’ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, İlahi Kitapların indirildiği, 3 semavi dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur. Tarih sahnesinde hep başrolde olmuş bu bölgede ahir zamanın muhteşem olaylarının gerçekleşeceğinin müjdelendiği bir dönemde yaşamaktayız. Yaşanan ahir zamanın tanıkları olarak bizlere düşen görev ise bu çok büyük müjdeyi tüm Müslümanlara ve bütün insanlığa ulaştırmak olmalıdır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin ahir zamanda ortaya çıkacağı, yeryüzünü barış ve adaletle dolduracağı da Peygamberimiz (sav)'in çok sayıda hadisiyle ve İslam âlimlerinin açıklamalarıyla müjdelenmiştir. Nitekim hadislerde bu iki kutlu şahsın fiziksel özellikleri, nerede ve hangi tarihlerde ortaya çıkacakları, ne gibi faaliyetlerde bulunacakları ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Haklarında bu kadar çok tanıtıcı bilgi olmasına rağmen, hadislerin işaretlerine göre, bu mübarek şahıslar ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde insanların büyük bir kısmı tarafından fark edilemeyeceklerdir. Bu filmde ayet ve hadislerden yola çıkılarak, Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin ilk çıktıklarında neden tanınmayacakları konusu ayrıntılı bir biçimde ele aınmaktadır. Ahir Zaman... İslam'a göre bu kavram, kıyamete yakın bir çağda, Kuran ahlakının tüm dünyaya egemen olacağı bir dönemi ifade eder. Peygamberimiz bu dönemi hadislerinde detaylı olarak anlatmıştır. Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah'ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma yaşanacaktır. Büyük felaketlerin, savaşların ve acıların ardından insanlık tek bir sorunun cevabını arayacaktır: "Kurtuluş nerede?" İşte tam bu umutsuzluk dönemi içinde Allah, karmaşa içindeki insanları doğru yola davet etmek için, bir şahsı görevlendirecektir: "Mehdi". Mehdi kelimesi "insanları doğruya götüren" anl..... gelir. Hadislere göre Mehdi, önce İslam dünyasının içinde mücadele yürütecek ve İslam'ın aslından kopmuş olan Müslümanları gerçek imana ve ahlaka döndürecektir. Ahir zamanın bu akışı, Peygamberimiz'in 14 asır önceki hadislerinde ve birçok İslam aliminin eserlerinde detaylı olarak anlatılmaktadır. Ve dahası, içinde yaşadığımız dönemde, ahir zamanın alametleri birbiri ardına gerçekleşmektedir.... Altınçağ, Mehdi sayesinde Kuran ahlakının tüm dünyaya egemen olacağı ve insanların gerçek bir imana kavuşacakları dönemdir. Bu iki gelişmenin çok önemli bazı maddi sonuçları vardır: Altınçağ'da emniyet, güven ve adalet tam olarak temin edilmiş olacaktır. İnsanlık ekonomik sıkıntıları geride bırakacak, ihtiyaç içinde olan kimse kalmayacak, isteyene istediğinden de fazlası verilecektir. O zamana kadar görülmemiş bir bolluk yaşanacak, ürünler sayılıp ölçülmeden her isteyene dağıtılacaktır. Bu devrin bir başka dikkat çekici özelliği, savaşların ve çatışmaların son bulmasıdır. Önceden düşman olan toplumlar arasında barış ve dostluk ortamı gelişecektir. İnsanlar bu devirde teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacak, her türlü teknolojik gelişme insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılacaktır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda yeni buluşlar çığır açacaktır. Sanatta, müzikte, tiyatroda, resimde birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir. Bir hadisin ifadesine göre insanlar "zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını" isteyeceklerdir. Bu olağanüstü gelişmelerin nasıl gerçekleşeceğini bu filmde izleyeceksiniz. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bediüzzaman Said Nursi, yaşadığı dönem boyunca İslam dünyası ve Müslümanlar adına eşsiz hizmetlerde bulunmuş, yazdığı eserlerle tüm Müslümanlara doğru yolu bulmalarında ışık tutmuştur. Hiç şüphesiz ki bir asrın müceddidi olmuş böylesine büyük bir mütefekkirin Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişini müjdelediği sözleri de aynı şekilde Müslümanlara yol göstermekte ve doğruyu bulmalarına vesile olmaktadır. Bu belgeselde Bediüzzaman’ın Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile ilgili sözleri incelenmektedir. İnsanların büyük bir çoğunluğu kıyamet vaktini kendilerinden çok sonraki nesillerin karşılaşacakları bir olay olarak düşünmektedirler. Oysa dünya üzerinde, ilk insanın yaratılışından itibaren yaşamış olan her kişi, kıyamet günü gerçekleşen olaylara şahit olacak, Allah'ın huzurunda toplanacak ve hiç kimse için bir kaçış mümkün olmayacaktır. Şu unutulmamalıdır ki, hesap günü her insan Allah'ın huzurunda yapayalnız ve tek başına sorguya çekilecektir. Bu film sizlere ölüm ve sonrası için ciddi bir çaba göstermek ve bir hazırlık yapmayı gerektirdiğini hatırlatmak için hazırlanmıştır. Hz. İsa Aleyhisselam, Allah'ın insanları doğru yola çağırmakla görevlendirdiği seçkin bir kuldur... Tıpkı diğer tüm peygamberler gibi! Bu mübarek insanın yaşamı, doğumundan Allah Katına alınmasına kadar Allah'ın takdir ettiği mucizelerle doludur. Hz. İsa, Allah'ın izniyle, hastaları iyileştirdi, ölüleleri diriltti, cansız çamura can verdi... Bir mucize daha var ki, iki büyük İlahi dinin inananları, sabırsızlıkla bu mucizenin gerçekleşmesini bekliyor, o kutlu güne hazırlanıyorlar: Hz. İsa yeryüzüne yeniden gelecek! Hz. İsa'nın gelişi, Allah'ın tüm insanlığa verdiği bir nimet ve lütuftur. Çünkü onun gelişiyle birlikte, dünya üzerindeki tüm kargaşa son bulacak, Kuran ahlakı dünyaya hakim olacak, her bakımdan üstün bir dönem yaşanacaktır. İnananlar olarak yapmamız gereken ise, bu güzel gün için en iyi şekilde hazırlanmak ve yeryüzüne ikinci kez gelecek olan bu mübarek peygamberi en güzel şekilde karşılamaktır. Nitekim Allah biz Müslümanlara, Hz. İsa'ya yardımcı olan havariler gibi olmamızı emretmektedir: Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a yönelirken benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğullarından bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkâr etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler. (Saff Suresi, 14) Peygamber Efendimiz (sav), "Mehdi ile müjdelenin" (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 12) buyurarak, Hz. Mehdi'nin gelişini heyecan ve şevkle beklemenin, bu mübarek zat için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekmiştir. Bir başka hadis-i şerifte ise iman edenlerin Hz. Mehdi'ye karşı göstermeleri gereken sevgi ve bağlılık şöyle ifade edilmiştir: Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Mehdi'dir. (İbn Mace, Fiten, B 34, H 4082; İbn Ebi Şeybe, c. VII, sf. 527; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 14) Bu belgeselde Hz. Mehdi’nin Peygamberimiz (sav)’in soyundan geldiğini, sahip olduğu üstün ahlakı, yapacağı ilmi çalışmalarla İslam ahlakının tüm dünyada yaygın olarak yaşanmasına vesile olacağını, hadisler ışığında izleyeceksiniz. Kuran'da kendisinden ve kavminden en çok bahsedilen peygamber Hz. Musa'dır. İşte bu kutlu peygamberin döneminden bugüne dek ulaşan bir müjde vardır: Ahit sandığı...Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği ve içinde Hz. Musa ve Hz. Harun'dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır. Ayetlerde bu sandığın Allah’ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir nişanesi olduğu bildirilmektedir. Bu nedenle yıllardan beri hem Yahudiler hem Hıristiyanlar ve hem de Müslümanlar onun bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587 yılından beri bu kutsal sandık kayıptır.Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahirzamanda bulunacaktır.Sandığın çok önemli bir özelliği daha vardır: Bu Kutsal sandığı bulma şerefi Kuran ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı ahirzamanın liderine nasip olacaktır. Yani Hz. Mehdi'ye.Sandığın bulunması Hz. Mehdi’nin çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı zamanda bu işaret O’nun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır. Elbette en doğrusunu Allah bilir. Hızır Aleyhisselam, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun görüşlerine göre peygamber olması kuvvetle muhtemel olan, hikmet ve ilim sahibi mübarek bir şahıstır. Hadislerde yer alan bilgilere, İslam âlimlerinin çeşitli açıklamalarına ve İslam tarihi kaynaklarına göre, Hz. Hızır dönem dönem peygamberlere ve Allah'ın salih kullarına yardımcı ve destekçi olmaktadır. Bu filmde Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssası ele alınmakta ve Müslümanların bu kıssadan alabileceği dersler üzerinde durulmaktadır. İslam, dünyanın en hızlı büyüyen dini. Avrupa’da İslam dininin büyüme hızı %142'lere ulaşmış durumda.Müslüman nüfusun sayısının yakın gelecekte daha da artacağı ve İslam'ın dünyanın en büyük dini haline geleceği tahmin ediliyor.Jeopolitik konumları nedeniyle İslam ülkeleri büyük bir güç olarak görülüyor. Ne var ki bugün kimi İslam ülkeleri arasında derin anlaşmazlıklar ve ihtilaflar bulunmakta.Hatta yakın geçmişte İran-Irak Savaşı, Irak'ın Kuveyt'i işgali, Pakistan-Bangladeş Savaşı gibi Müslüman ülkeler arasında geçen savaşlar yaşandı. Bazı Müslüman ülkelerde ise halen etnik ve siyasi sorunlar nedeniyle iç savaş ve çatışmalar sürüyor.Sonuçta İslam dünyasında belirgin bir dağınıklık, başıboşluk, ihtilaf ve merkezi otorite eksikliği yaşanmaktadır. Oysa İslam'ın özünde bir dağınıklık ve başıboşluk değil, birlik vardır.Kuran'da, "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın…” (Al-i İmran Suresi, 103) ayetiyle Allah, tüm Müslümanlara tam bir birlik ruhu içinde hareket etmelerini emretmektedir.Dünya, bugün her yönden bu birliğe muhtaçtır: İslam birliğine...Belgeseli izlediğinizde İslam ahlakının dünyaya yayılacağı, insanların barışa ve güvenliğe kavuşacağı günlerin Allah'ın izni ile çok yakın olduğunu anlayacaksınız. Hz. Mehdi, Peygamberimiz (sav) tarafından ahir zamanda gönderileceği müjdelenmiş olan, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur ve mutluluk getirecek mübarek bir şahıstır. Allah, “Mehdi” yani “doğruya götüren” sıfatını taşıyan bu üstün ahlaklı kulunu vesile ederek tüm insanlığı "Altınçağ" adı verilen bir döneme ulaştıracaktır. Bu filmde Hz. Mehdi'nin gelişiyle ilgili hadis-i şerifler ve alimlerin açıklamaları ışığında yeryüzüne geleceği tarih ile ilgili bilgiler verilmektedir. Tarih boyunca pekçok insan içinde yaşadığı evrenin sonsuza kadar var olacağını sanmıştır. Bu yanılgı, çok tanrılı Sümer ve Mısır dinlerinin, maddeci Yunan felsefelerinin de bel kemiğini oluşturmuştur. Bu batıl inancın en önemli nedeni ise pek çok kimsenin, hak dinlerin bildirdiği gerçeklerden habersiz olması ya da bu gerçeklere yüz çevirmesidir. Geçmiş dönemlerdeki yetersiz bilim ve teknoloji düzeyi de insanların böyle yanlış bir anlayışa kapılmalarında etkili olmuştur. Oysa günümüzde, evrenin bir başlangıcı olduğu ve gelecekte de mutlaka bir sonunun olacağı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu büyük gerçek günümüzden 1400 yıl önce gönderilmiş olan Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’de de açık bir biçimde haber verilmektedir: Evren bir gün kesinlikle son bulacaktır. Diğer bir deyimle, "Kıyamet mutlaka kopacaktır ve bunda hiçbir şüphe yoktur." Bu filmde, Peygamberimizin (sav) kıyametin yaklaşmasına doğru gerçekleşeceğini bildirdiği belli başlı alametler anlatılmaktadır. Geçtiğimiz Hicri yüzyılın müceddidi Bediüzzaman Said Nursi eserlerinde, Hz. Mehdi’nin gelişi ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılması konusunda önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bediüzzaman'ın eserlerinde geniş yer verdiği bu açıklamalar tüm Müslümanlar için yol gösterici niteliktedir. Ancak bazı çevreler, “Mehdiyet konusundan aleni şekilde bahsedilmesinin pek çok açıdan yanlış ve sakıncalı olacağı” şeklinde yanlış bir düşünceyi dile getirmektedirler. Oysa ki “Mehdiyet meselesi gizlenmesi, örtbas edilmesi değil; aksine müjdelenmesi gereken bir konudur.” Hz. Mehdi'nin gelişi bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenmiştir ve Peygamberimiz (sav)'in bu konuda mütevatir olarak kabul edilen çok sayıda hadisi vardır. Peygamberimiz (sav) bu hadislerinden birinde Hz. Mehdi'nin gelişinin Müslümanlar için bir müjde konusu olduğunu bildirmiştir: “Hz. Mehdİ İle müjdelenİn. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13) Mesih Deccal hakkında Peygamberimiz (sav)'den pek çok güvenilir hadis aktarılmıştır. Deccal'in hedefi, insanları imandan, güzel ahlaktan uzaklaştırmak ve yeryüzünde inkara dayalı şeytani bir sistem kurmaktır. Deccal bu amacına ulaşmada karşısında en büyük engel olarak iman sahiplerini görmektedir. Bu nedenle Deccal, üç İlahi dinin mensupları olan Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanları kendisine hedef olarak belirlemiştir. Elbette bunların arasında kendisine en büyük tehdit olarak gördüğü kitle de son hak dinin mensupları olan Müslümanlardır. Rivayetlerde Deccal'in, amacına ulaşmak için bu üç İlahi dinin mensuplarına farklı hile ve yöntemlerle yaklaşacağına da işaret edilmektedir. Deccal, onları birbirlerine düşürerek yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgunculuk çıkaracaktır. 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı ile ilgili ayetlere ve Peygamberimiz (sav)'in bu konulardaki hadislerine geniş yer vermiş, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi hakkında tüm Müslümanlara yol gösterecek önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bu filmleri izlediğinizde Bediüzzaman'ın, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişinin şahsı manevi olarak değil bizzat geleceklerine dair yaptığı çeşitli açıklamaları göreceksiniz. Belgeselimizin bu bölümü de aynı isimle yayınlanan bir nıolu belgeseldeki gibi büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde verdiği bilgilerden yola çıkarak hazırlanmıştır. Belgeselin bu bölümünde Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve Deccal'in aleyhteki çabalarını nasıl etkisiz hale getireceği konusu ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı ele alınmaktadır. Hz. Mehdi’nin kişisel özellikleri, üstleneceği görevler ile İslam ahlakını nasıl yaşanır hale getireceği de belgeseldeki diğer konulardır. 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşü, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı ile ilgili ayetlere ve Peygamberimiz (sav)'in bu konulardaki hadislerine geniş yer vermiş, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi hakkında tüm Müslümanlara yol gösterecek önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bu filmleri izlediğinizde Bediüzzaman'ın, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişinin şahsı manevi olarak değil bizzat geleceklerine dair yaptığı çeşitli açıklamaları göreceksiniz. Bu belgeselde büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin, Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı konusundaki kesin kanaatleri ortaya konulmaktadır. Allah, “İslam ahlakını tüm dünyaya hâkim edeceğini, inanan kullarını güç ve iktidar sahibi kılacağını” vadetmiş ve bu vaadinin kesin olduğunu bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, bütün büyük İslam âlimlerinin ve Bediüzzaman'ın sözlerinde de bu duruma “Hz. İsa ile Hz. Mehdi'nin vesile olacakları” belirtilmiştir. Allah Hz. Süleyman’ı Kendi Katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle desteklemiştir. Ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli bir saltanat, eşi ve benzeri görülmemiş bir hakimiyet vermiştir. Hz. Zülkarneyn de yine kendi döneminde dünya üzerinde hakimiyet kurmuş, üstün bir ilimle toplumları yönetmiş iktidar sahibi bir şahıstır. Hadislerde, Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn dönemlerinde yaşanan dünya hakimiyetinin ahir zamanda bir benzerinin yaşanacağı haber verilmektedir. Bu, Hz. Mehdi dönemidir. Hadislerde bu olay şöyle bildirilmektedir: Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s. 29) Bu filmin amacı, tüm insanları ahir zamanın bu önemli müjdesi üzerinde düşünmeye ve bunun heyecanını paylaşmaya teşvik etmektir. Yecüc ve Mecüc’ün kim oldukları, ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacakları, özellikleri asırlardır büyük bir merak konusudur.Yecüc ve Mecüc hakkında bugüne kadar birçok kitap ve makale yazılmıştır. Ancak, şüphesiz ki bu konu hakkında en doğru bilgileri Kuran ayetlerinden, Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)’in hadislerinden ve değerli İslam alimlerinin eserlerinden edinebiliriz.
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
ÇOCUKLAR İÇİN Arkadaşlar, bu filmde çoğu insanın belki de hiç farkında olmadığı bir mucizeyi, tohumları ve polenleri izleyeceksiniz. Böceklere yol gösteren çiçekleri... Çiçeklere göre özel tasarlanmış böcekleri... Arılara parfüm sunan orkideleri... Bir mühendis gibi paraşüt kullanan tohumları... Suda binlerce km yol alabilen dayanıklı tohumları ... Bitkilerin tohumlarını diğer canlılara taşıtmak için kullandıkları ilginç yöntemleri hayretle seyredeceksiniz. Ve göreceksiniz ki bitkilerin sahip olduğu bu sistemlerin hepsi tesadüfen oluşamayacak kadar mükemmeldir. Tüm bunları planlayan, düzenleyen, bitkinin yaratılışını ve ihtiyaçlarını bilen, diğer canlıları onun yardımına veren üstün aklın sahibi, Yüce Allah’tır. Bu konu hakkında Allah şöyle buyurur: Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur... (Enam Suresi, 95) Doğadaki birçok canlı, yavruları için fedakarlık gösterir. Yavrularını büyütebilmek için birçok zorluğa katlanır. Yavrularını korumak için her türlü tehlikeyi göze alır, kimi zaman kendi yaşamlarını dahi feda ederler. Çünkü canlılar Darwinistlerin iddia ettikleri gibi tesadüfen var olmamışlardır. Tüm bu canlıları Allah yaratmıştır ve onlara hiçbir şekilde açıklanamayacak olan şefkat, merhamet ve fedakarlık gibi duyguları ilham etmiştir. Bu filmde Allah’ın canlılara ilham ettiği bu duyguyu; yavru sevgisini, anne şefkatini ve canlıların yavruları için yaptıkları fedakarlıkları izleyecek ve yeryüzündeki en büyük yaratılış mucizelerinden birine tanık olacaksınız.. Doğadaki birçok canlı, yavruları için fedakarlık gösterir. Yavrularını büyütebilmek için birçok zorluğa katlanır. Yavrularını korumak için her türlü tehlikeyi göze alır, kimi zaman kendi yaşamlarını dahi feda ederler. Çünkü canlılar Darwinistlerin iddia ettikleri gibi tesadüfen var olmamışlardır. Tüm bu canlıları Allah yaratmıştır ve onlara hiçbir şekilde açıklanamayacak olan şefkat, merhamet ve fedakarlık gibi duyguları ilham etmiştir. Bu filmde Allah’ın canlılara ilham ettiği bu duyguyu; yavru sevgisini, anne şefkatini ve canlıların yavruları için yaptıkları fedakarlıkları izleyecek ve yeryüzündeki en büyük yaratılış mucizelerinden birine tanık olacaksınız... Arkadaşlar, hepiniz bir zamanlar küçücük, sevimli birer bebektiniz. Anne ve babanız size çok büyük ilgi ve özen gösterdi, sizi her türlü tehlikeden korudu, büyüttü. Bu filmde izleyeceğiniz sevimli canlılar da henüz birer bebek... Minicik ve çok güçsüzler... Korunmaya ve beslenmeye ihtiyaçları var. Anne ve babaları onları tehlikelerden koruyacak, besleyecek ve onlar için büyük fedakarlıklarda bulunacaklar. Haydi şimdi bu filmi izlemeye başlayın ve canlıların yavruları için yaptıkları fedakarlıkları, onlara gösterdikleri şefkati ve aralarındaki dayanışmayı öğrenin. Doğadaki canlıların her biri, içinde yaşadığı ortamın şartlarına göre farklı özelliklere sahiptir. Bazı canlılar, kamuflaj teknikleriyle kendilerini gizlerler. Yani içinde yaşadığı ortamın renklerine ve desenlerine uygun görünümleriyle yaşadıkları ortamdan ayırt edilemezler. Bazı canlılar rol yapar, bazıları ise akılcı taktiklere başvurur. Bu filmde canlıların bu ilginç özelliklerini izleyecek ve Allah’ın doğadaki yaratma sanatının örneklerini göreceksiniz arkadaşlar... Arkadaşlar, çevremizde ne kadar çok nimet var, farkında mısınız? Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, çeşit çeşit meyveler, renk renk çiçekler, lezzetli yemekler, kusursuz çalışan vücudumuz ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz pekçok şey bizim için birer nimettir. Yani herbiri Allah’ın bizler için özel olarak yaratmış olduğu hediyelerdir. Bu filmde çevremizdeki nimetlerden örnekler izleyecek ve bu nimetleri bize verdiği için Allah’a şükretmemiz yani teşekkür etmemiz gerektiğini öğreneceksiniz. Evimiz, okuduğumuz okul, oyun oynadığımız parklar, soluduğumuz hava, gökyüzü, dağlar, akarsular, hepsi bizim dünyamıza ait varlıklardır. Kuşlar, zebralar, filler, zürafalar, kediler... Ağaçlar, çiçekler, meyveler, sebzeler... Ancak bizim ve saydığımız bu canlıların içinde yaşayamadığı bir başka dünya daha var arkadaşlar! Su altı dünyası... Burada da canlılar yaşar. Palyaço balıkları, sürü halinde dolaşan balıklar, zehirli dikenleri olan akrep balığı, bir dansçı gibi hareket eden mırmır balığı, deniz yıldızı ve daha pek çok canlı denizlerde yaşar... Onlar bizim dünyamızın nasıl bir yer olduğunu bilmezler. Allah onları, içinde yaşadıkları denizlere ve okyanuslara uygun şekilde yaratmıştır. Bu filmde kısa bir gezinti yaparak suda yaşayan canlılardan bazılarını yakından tanıyacaksınız. Üzerinde yaşadığımız Dünyamız'ın, bizi ısıtan Güneş'in, geceleri gökyüzünü süsleyen yıldızların ve Ay'ın içinde bulunduğu uçsuz bucaksız boşluğa evren denir. Peki evren ne kadar büyüktür? Bu evren nasıl oluşmuştur? Dünyamız evren içinde ne kadar yer kaplar? Merak ediyorsunuz, değil mi? Öyleyse hemen filmi izlemeye başlayın... Gökyüzünün süsleri olan kuşların nasıl olup da havada uçtuklarını merak ediyorsunuz, değil mi? Öyleyse bu filmi hemen izlemeye başlayın. Bu filmde çalışkan karıncaların hiç bilmediğiniz özelliklerini de öğreneceksiniz arkadaşlar. Sevimli koalaları ve develeri daha yakından tanıyacaksınız. Penguenlerin insanlardan daha hızlı yüzebildiklerini öğreneceksiniz. Bu belgeselde Samanyolu dışındaki yıldızlardan başlayarak atomun derinliklerine uzanan bir yolculuğa çıkacaksınız. Yolculuk sırasında Allah’ın yaratılış delillerine şahit olacak ve O’nun ne kadar üstün ilim ve kudret sahibi olduğunu anlayacaksınız. Sevgili arkadaşlar, hepiniz bir gün büyüyeceksiniz. Büyüdüğünüzde meslek sahibi olabilmek için okula gidiyorsunuz. Geleceğiniz için şimdiden hazırlık yapıyorsunuz. Peki ahiretteki hayatınız için de yapmanız gereken şeyler olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Elbette ahirette mutlu bir hayat yaşamanız için şu anda yapmanız gereken şeyler var. Bunların neler olduğunu, Allah bize kutsal Kitabımız olan Kuran-ı Kerim’de bildirmiştir. Ayrıca Rabbimiz olan Allah, isteklerini insanlara anlatmaları için çok üstün ahlak özelliklerine sahip peygamberleri görevlendirmiştir. Bu filmde peygamberlerimizden bazılarını tanıyacak, onların toplumlarına neler anlattıklarını görecek ve bizim örnek almamız gereken davranışları öğreneceğiz. Sizi kim yarattı? Gözlerinizin rengini, saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, derinizin rengini kim belirledi? Peki annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı kim yarattı? Dağları, ağaçları, denizleri, güneşi, ayı kim yarattı? Kedileri, köpekleri, sincapları, zürafaları ve diğer canlıları kim yarattı? Çoğunuz tüm bu sorulara aynı cevabı verirsiniz: "Bizi ve her şeyi Allah yaratmıştır." Elbette tüm bu soruların doğru cevabı da budur. Peki, bizi ve tüm evreni yaratan Yüce Allah'ı ne kadar tanıyorsunuz? Allah, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de Kendi Zatı'nı bizlere tanıtmıştır. Bu filmde, Kuran ayetleri doğrultusunda yüce Rabbimizi tanıyacağız ve O'na daha yakın olmaya çalışacağız. Arkadaşlar! Bu filmde paytak paytak yürüyen penguenlerin yavrularını büyütebilmek için birçok zorluğa katlandıklarını, kunduzların ağaçlarla önce baraj yapıp sonra yuva yapmalarını hayretle izleyeceksiniz. Ayrıca kör termitlerin kendi boylarına göre gökdelen sayılabilecek yuvaları nasıl yaptıklarını, bir çitanın çok hızlı koşabildiğini öğreneceksiniz. Dünyada birçok canlı türü yaşar. Bu canlıların herbirinin birbirinden farklı özellikleri vardır. Bazı canlılar dünyanın bir ucundan diğer ucuna yolculuk yapar. Küçücük vücutları olmasına rağmen çok uzak mesafelere, yollarını hiç şaşırmadan gidebilirler. Bu filmde monark kelebeklerinin ve somon balıklarının yolculuklarını izleyeceksiniz. Göreceksiniz ki bu filmde izleyeceğiniz canlılar, Allah’ın onlara verdiği yetenekleri bize tanıtmaktadır. Bu canlıların her biri Allah’ın ilhamıyla hareket etmektedir. Yeryüzündeki tüm canlıları ve bizi Allah yaratmıştır. Allah her canlıya farklı özellikler vererek yaratma sanatının üstünlüğünü insanlara göstermektedir. Bize düşen görev ise, Allah’ın yüceliğini ve büyüklüğünü anlamak ve O’na şükretmektir.
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() |
DARWİNİZM'İN KARANLIK YÜZÜ Darwinizm bundan birbuçuk asır önce ortaya atıldı. O zamandan bu yana insanlığa getirdikleri ise, dünyanın en kanlı diktatörlüklerini, ırkçılıklarını ve savaşlarını körüklemekten başka bir şey olmadı. Bu, Darwinizm’in ve ondan destek alan materyalizmin insanlığa bakışının doğal bir sonucudur. İnsanı bir hayvan türü olarak kabul eden, sadece maddeye inanan ve çatışmanın değişmez bir doğa yasası olduğunu düşünen bu felsefenin, zalim bireyler ve toplumlar oluşturması kaçınılmazdır. Tüm bu çarpıklıkların gerçek temeli ise, insanın kendi Yaratıcısı'nı inkar etmesidir. Materyalizm gibi aldanışlara kapılan bir toplum, her türlü dejenerasyona açık hale gelir. Bunun sonunda ise mutlaka acı, korku ve yıkımla karşılaşır. Allah, Kuran’da bu gerçeği şöyle haber vermektedir: "İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Allah, umulur ki dönerler diye, yaptıklarının bir kısmını onlara taddırmaktadır." (Rum Suresi, 41) 20. yüzyıl, dünya tarihinin en kanlı devri oldu. İnsanlık bu dönemde ilk kez "dünya savaşı" kavramıyla karşılaştı. I. ve II. Dünya savaşları, geride toplam 65 milyon ölü bıraktı. Bunların yaklaşık yarısı, savaşla hiçbir ilgisi olmayan sivil insanlardı. Küçük çocuklar, savunmasız kadınlar ve yaşlılar acımasızca katledildi... Peki dünya nasıl oldu da bu denli büyük bir cinnete sürüklenebildi? İnsanlar nasıl oldu da göz göre göre, hem kendi milletlerini hem de diğerlerini bir kan dökme kuyusuna attılar? Bu vahşetin ardındaki felsefe neydi? Bu film, size bu önemli sorunun cevabını anlatmaktadır. Faşizm, 20. yüzyılda doğmuş ve yayılmış bir ideoloji olarak bilinir. Oysa gerçekte savaşı ve vahşeti yücelten bu ideolojinin kökeni, antik çağlara, Sparta'ya kadar uzanmaktadır. Hızlı yayılışı ise I. Dünya Savaşı'nın hemen ardından oldu, Almanya ve İtalya başta olmak üzere, İspanya ve Japonya gibi ülkelerde faşist yönetimler iktidarı ele geçirdiler. Bu ülkelerin halkları faşizm yüzünden çok büyük acılar çektiler ve korkunç vahşetlere maruz kaldılar. Kavganın, kaba kuvvetin, saldırganlığın, kan dökücülüğün, şiddetin hakim olduğu bu rejimlerde, başta bulunan faşist diktatör ve yönetici kadrolar, kurdukları milis birlikler ve gizli polis örgütleri ile toplum üzerinde terör estirdiler. Üstelik faşist ideolojiyi, eğitimden kültüre, dini kurumlardan sanata, devlet yapısından askeri sisteme, polis teşkilatlarından insanların özel yaş..... dek hemen her alana zorla empoze ettiler. Faşizmin neden olduğu II. Dünya Savaşı ise, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu ve ardında 55 milyon ölü bıraktı. Bu filmde, faşizmin bilinen öyküsünün yanısıra, yeterince vurgulanmayan iki önemli yönünü izleyeceksiniz. Bunlardan ilki, faşist ideolojinin kökeninin eski putperest kültürlere dayanmasıdır. Faşizmin bir diğer önemli yönü ise, 19. yüzyıldan bu yana dünya üzerindeki çeşitli çatışmacı ideolojilerin dayanak noktasını oluşturan Darwin'in evrim teorisiyle olan bağıdır. Faşizm insanlığa büyük felaketler getirmiş bir ideolojidir. Milyonlarca insanın ırkları nedeniyle öldürülmesine, işkenceye uğratılmasına ve II. Dünya Savaşı gibi bir trajedinin yaşanmasına sebep olmuştur. Ortaya çıktığı her yerde bir "korku toplumu" meydana getirerek tüm insani değerleri yok etmeye girişmiştir. Günümüzde özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde yaygın bir rejim olarak, Batı dünyasında ise giderek güçlenen ırkçı eğilimlerle ve neo-Naziler gibi örgütlerle karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan faşist kültür pek çok ülkede sokaklara yayılmakta, şiddetten ve kan dökmekten hoşlanan barbar kitleler meydana getirmektedir. Bu nedenle, tüm dünya çapında "faşizme karşı fikri bir mücadele" gerekmektedir. Faşizmin ortadan kaldırılması için asıl olarak putperestlik, Darwinist "çatışma" kavramı ve Darwinist ırkçılık gibi hurafelerin fikri anlamda yok edilmesi zorunludur. Bunun için ise, insanlara sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, hoşgörü, adalet gibi temel ahlaki kavramların öğretilmesi ve aşılanması gereklidir. Bu kavramların kaynağı ise Kuran'dır. Faşizm insanlara karşı savaşı, şiddeti, kan dökmeyi, ırkçılığı telkin ederken, Allah'ın bizler için belirlediği Kuran ahlakı, barış ve huzur dolu bir dünyanın temellerini tesis etmektedir. 20. yüzyıl, insanlık tarihinin en kanlı asrı oldu. 250 milyondan fazla insan, savaşlarda, kitle katliamlarında ve siyasi cinayetlerde öldürüldü. Bu büyük vahşetin en büyük sorumlusu ise, "komünizm" adı verilen bir ideolojiydi. İnsanlığa sözde eşitlik ve adalet getirmeyi vaad eden, oysa sadece kan, ölüm ve korku getiren bir ideoloji... Bu filmde, komünizmin kanlı yüzyılını inceleyecek ve bu ideolojinin nasıl olup da insanlığa böyle bir vahşet yaşatabildiğini göreceksiniz. İnsanlığın bu vahşet çarkından kurtulması, ancak dünyadaki varlık amacını bilmesiyle mümkündür. İnsan, Darwinistlerin, komünistlerin ve faşistlerin sandığı gibi, rastlantılarla ortaya çıkmış ve çatışmak için yaşayan bir hayvan türü değildir. İnsan, Allah'ın yarattığı ve O'nun ruhunu taşıyan şerefli bir varlıktır. Ve yaşamının amacı da, Allah'ın kendisine öğrettiği güzel ahlaka göre yaşamak ve eğitilmektedir. Bu filmde izleyeceğiniz tarihsel gerçekler göstermektedir ki, adalet, eşitlik gibi süslü sloganlarla ortaya çıkan komünizm, gerçekte insanlığa sadece kan ve ölüm getirmiştir. Marx, Engels, Lenin veya Stalin gibi komünist ideolog ve diktatörler, yaklaşık 50 milyon insanın ölümünden sorumludurlar. Komünizm, dünya için adeta bir "kan dökme kuyusu" olmuştur. Tüm bu vahşetin sorumluluğunu gizlice taşıyan bir diğer ideolog ise, Charles Darwin'dir. Yani Karl Marx'a göre "komünizmin doğa bilimleri açısından temelini" atan kişi... Komünistler, kanlı devrimler, acımasız katliamlar ve savaşlar düzenlerken, aslında Darwin'in teorisini hayata geçirmişlerdir. İnsanı bir hayvan türü olarak gören, çatışma ve savaşın vazgeçilmez bir kanun olduğuna inanan ve en önemlisi, insanı, (haşa) Yaratıcısı olan Allah'ı inkar etmeye sürükleyen bir teoridir bu... İnsanlığın komünizmden ve diğer tüm kan dökücü ideolojilerden kurtulması, ancak Darwinizm aldatmacasının yıkılmasıyla mümkün olacaktır. İnsanlar, Darwinizm'in ve materyalist felsefenin büyüsünden kurtulduklarında, kendi Yaratıcı'ları olan Allah'ı tanıyacak ve O'nun öğrettiği güzel ahlaka göre yaşayacaklardır. Tarihin en eski medeniyetlerinden birini kuran Çinliler, asırlar boyu kendi içine kapalı bir toplum olarak yaşadılar. Gelenek ve kültürlerini ısrarla korudular. Ancak 19. yüzyılda Çin'in kapıları dış dünyaya açılmaya başladı. Kapıdan girenler, başta İngilizler olmak üzere Avrupalılardı. Avrupalılar, ticari amaçlarla girdikleri Çin'e kendi kültürlerini de götürmeye başladılar. Batı kültürüyle birlikte, Batılı fikirler de Çin'e adım attı. Bu fikirlerden biri, Darwin'in evrim teorisiydi... Bu filmde, evrim teorisinden dayanak bulan komünizmin Çin halkına yaşattığı büyük vahşeti izleyeceksiniz. 20. yüzyıl, dünya tarihinin en kanlı devri oldu. İnsanlık bu dönemde ilk kez "dünya savaşı" kavramıyla karşılaştı. I. ve II. Dünya savaşları, geride toplam 65 milyon ölü bıraktı. Bunların yaklaşık yarısı, savaşla hiçbir ilgisi olmayan sivil insanlardı. Küçük çocuklar, savunmasız kadınlar ve yaşlılar acımasızca katledildi... Peki dünya nasıl oldu da bu denli büyük bir cinnete sürüklenebildi? İnsanlar nasıl oldu da göz göre göre, hem kendi milletlerini hem de diğerlerini bir kan dökme kuyusuna attılar? Bu vahşetin ardındaki felsefe neydi? Bu film, size bu önemli sorunun cevabını anlatmaktadır.
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() |
Dikkat Indirmek Veya Seyretmek Icin Basliklara Basiniz DOGA VE YARATILIS Kapkaranlık puslu bir dünyada yaşamak nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Renklerin olmadığı, her şeyin siyah ve gri olduğu bir ortam... Şüphesiz böyle bir hayat insanlar için çok büyük bir azap olurdu. Ancak yeryüzü rengarenktir. Dünyanın her köşesi birbiriyle uyum içinde yaratılmış, gözalıcı renklerle bezenmiştir. Yemyeşil ormanlar, masmavi sular, ihtişamlı dağlar ve uçsuz bucaksız denizler... Tüm bunları Allah yaratmıştır. Akıl ve vicdan sahibi bir insan çevresine baktığında bu gerçeği kolaylıkla görebilir. Çünkü Allah yarattığı her şeyi Kendi Zatı'nı tanımamız ve üzerinde düşünmemiz için var etmiştir. Allah’ın ilmi her yeri kuşatmıştır. Bu filmde Allah’ın insanlar için yarattığı en güzel nimetlerden biri olan renkler ve Allah’ın yeryüzündeki renk sanatı incelenmektedir. Hiç düşündünüz mü? Her an soluduğunuz oksijenin kim tarafından üretildiğini? Dünyadaki hassas ısı kontrolünün nasıl sağlandığını? Atmosferdeki gazların dengesinin hiç değişmeden nasıl sabit kaldığını? Yaşam için gerekli olan güneş enerjisini nasıl elde ettiğinizi?... Peki ya hiç hata yapmadan bütün bunları sağlamak için çabalayanların bitkiler olduğunu biliyor muydunuz? İnsan hayatında çok önemli yeri olan bitkiler, 500 binden fazla çeşidiyle Allah’ın insanın faydasına sunduğu sınırsız bir hazinedir. Soluduğumuz tertemiz havanın, hayatta kalmak için ihtiyacımız olan besinlerin, kullandığımız enerjinin kaynağı bitkilerdir. Çarpıcı güzellikteki manzaraların, etkileyici kokuların ve göz alıcı renklerin kaynağı da yine bitkilerdir. Bitkiler, ışığı besine çeviren fotosentez sistemleri, hiç durmadan enerji ve oksijen üreten, doğayı temizleyen, ekolojik dengeyi sağlayan mekanizmalara, tat, koku, renk gibi estetik özelliklere sahiptirler. Bu özellikleriyle kendilerini yaratan Allah’ın sonsuz ilmini, sanatını, insanlara karşı olan şefkat ve merhametini gözler önüne seren özel canlılardır. Vicdan sahibi herkes, Allah’ın kendilerine verdiği akıl ve anlayış ile O’nun bizim gözlerimizin önüne serdiği mucizeleri görebilir. Bunun için varlıklara akıl ve hikmet gözüyle bakmak gerekir. Allah, bir ayette bitkilerdeki yaratılış delillerini şöyle bildirir: O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99) Günümüzde inşaattan sağlık sektörüne kadar birçok alanda, doğadaki bilgilerden yararlanılıyor. Ve bu bilgiler yeni bir bilim dalını ortaya çıkarmış durumda: Biyomimetik. Biyomimetik bilimi doğadaki tasarımları inceler. Ve bu tasarımları örnek alarak çözümler üretir... Doğadaki tasarımların teknolojiye ilham verecek kadar mükemmel olmasının nedeni ise, tüm bunların Allah'ın eseri olmasıdır. Yüce Allah, sonsuz bilgisinin örneklerini, yarattığı varlıklarda göstermektedir. Bu filmde biyomimetik biliminin örneklerini göreceksiniz. Ve doğanın ne kadar büyük bir yaratılış delili olduğunu inceleyeceksiniz... Kuzey kutbu, Dünyamız'ın buz makinesidir. Burada -50 dereceye varan soğuk ve dondurucu rüzgarlar hüküm sürer. Dünyanın bu bölgesinde yaşam oldukça zordur. Bu ortamda hayvanların sığınacakları bir barınakları da bulunmaz. Her saniye yeni bir buzdağı oluşur. Bu buzdağları ortalama 30 katlı bir apartman yüksekliğindedir. Bu zorlu şartlara rağmen kutupta çok zengin bir canlılık vardır. Bu filmde, hayatın imkansız gibi göründüğü kutup koşullarında rahatça yaşam süren canlıları tanıyacak, her biri yaratılış mucizesi olan özelliklerini izleyeceksiniz. Birlik… Dayanışma... Fedakarlık... Özveri… Bunlar hemen her toplumda örnek vasıflar olarak kabul edilir. Her insan, bu erdemlere sahip bireylerin arasında hayat sürdürmenin özlemini duyar. İzleyeceğiniz bu filmde de bu güzel ahlak özellikleri konu alınmıştır. ...Ancak bu filmin kahramanları insanlar değildir... Denizaltındaki muhteşem dünyayı biliyor musunuz? Denizaltındaki canlıların şaşırtıcı özelliklerini ve çarpıcı güzelliklerini incelediniz mi? Bu film, size sualtı dünyasının kapılarını açıyor. Allah’ın muhteşem yaratma sanatına bir kez daha hayran olacaksınız... Uzayın karanlıklarından bakıldığında dünyamız masmavi bir gezegendir. Dünyamızın bu sıradışı renginin sebebi, yüzeyinin yüzde 70’ini kaplayan “su”dur. Sahip olduğu suyla dünya, uzay çölünün ortasında bir vaha gibidir. Yeryüzündeki hayat yalnızca karada gördüklerimizden ibaret değildir. Gözlerden uzak zengin bir denizaltı yaşamı vardır. Okyanuslar, herbiri kendine özgü tasarımlarıyla, birbirinden farklı deniz canlılarını barındırır. Öyle ki, denizlerdeki sayıları milyonlarla ifade edilen tür sayısı, yeni keşfedilenlerle her dalışta biraz daha artmaktadır. Bu filmde, okyanuslarda süren yaşamı ve birbirinden ilginç deniz canlılarını yakından tanıyacak, Yüce Allah’ın benzersiz yaratma sanatına ilk defa izleyeceğiniz örneklerle şahit olacaksınız. Yunusların ses dalgalarıyla yönlerini bulabilmeleri, denizin karanlıklarında bizden daha iyi bir şekilde görmeleri, suda hızlı yüzmelerini sağlayan pürüzsüz derileri; fillerin hortumunda binlerce kas bulunması, ayaklarındaki özel süspansiyon sistemi, aralarındaki üstün iletişim... Tüm bu sistemler, insanların örnek alarak taklit etmeye çalıştığı sistemlerdir. Oysa bu canlılar, bu sistemlere yaratıldıkları andan beri sahiptir. Tüm canlılığı ve evreni yaratan Rabbimiz, bizim yaratış dellilerini düşünmemezi bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4) Bu film boyunca izleyeceğiniz canlılar, doğadaki yaratılış mucizelerinden yalnızca birkaçıdır: Somon balıklarının dev okyanusta yollarını bulmasını sağlayan doğal pusula sistemine ve dünyanın en hassas koku algısına sahip olması, bir arının bulduğu çiçek kaynağı hakkındaki tüm gerekli bilgileri diğer arılara vücudunu titreştirerek yaptığı dansla öğretmesi, Monark kelebeklerinin dördüncü neslinin diğer nesillerden daha uzun yaşaması ve yaptıkları göç, Dünyanın önde gelen helikopteri Skorsky'nin son modelinin tasarımının, küçücük bir böcek olan yusufçuk örnek alınarak gerçekleştirilmesi. Bu canlılar ve doğadaki diğer tüm canlılar, harika özelliklerle donatılmıştır ve herbiri Allah'ın kudret ve sanatını gösteren birer kanıttır. Bu filmde okyanusların derinliklerine, sıcak çöllere ve Amazon ormanlarının içlerine uzanan bir yolculuk yapacak ve Allah’ın kudretinin ve yaratmasındaki ihtişamın, yeryüzünün her köşesinde tecelli ettiğini göreceksiniz. Ateş böceğinin yüzde yüze yakın bir verimle ışık üretmesi, dişi deniz kurtlarının, vücutlarında ürettiği iki kimyasal sıvıyı karıştırarak ışık üretmesi,saç telinden ince, pamuktan hafif ve çelikten güçlü olan örümcek ipi, devenin çöl koşullarına özel vücut yapısı; Şeffaf göz kapakları, gözüne toz girmesini engelleyen uzun ve sık kirpikleri, burnundaki özel tasarım, gövdesini çöl zemininin yakıcı sıcağından uzak tutan uzun bacakları... Hepsi bu filmde... Doğayı inceledikçe, hep aynı gerçekle karşılaşırız. Canlılar, evrim teorisinin "tesadüf" iddiasını tamamen geçersiz kılan, son derece iyi tasarlanmış kompleks yapılara sahiptirler. Her canlı, yaratılışın ayrı bir delilidir. Bu filmde izleyeceğiniz kamuflaj ve akılcı davranışlar, sadece birkaç örnektir. Doğadaki canlı türlerinin herbirinde, ayrı ayrı yaratılmış özellikler, üstünlükler vardır. Tüm bu muhteşem yaratılışın sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olan Yüce Allah’tır. Akıl sahibi insanlara düşen ise Allah’ın yaratması üzerinde düşünmek ve O’nu övüp yüceltmektir. Allah, bir Kuran ayetinde şöyle buyurur: "Şu halde övgü, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve Alemlerin Rabbi Allah’ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Casiye Suresi, 36-37) Oksijen Allah’ın insanlara sunduğu mucizevî hayat kaynağıdır. Solunum yaparken sürekli ciğerlerimize aldığımız, görünmez ve dokunulmaz hayat iksiridir Her an, her saniye Allah'ın verdiği bu nimeti kullanıyoruz. Üstelik bu satın alabileceğimiz ya da bir tanıdığımızdan ödünç isteyebileceğimiz bir şey de değil. Ama yine de onu bulmak için uzaklara gitmemize gerek yok. Gittiğimiz her yerde her an bizim için hazır olarak bulunuyor. Ve bizler onun için hiç bir ücret ödemiyoruz. Her insan kendisine güzellik sunan kişilere teşekkür etmeye özen gösterir. Peki, size hayat veren Yaratıcımız olan Allah'a bunun için ne kadar şükrediyorsunuz? Dünyamız, uzaydan bakıldığında masmavi bir görünüme sahiptir. Bu maviliğin kaynağı, yeryüzünün %70’ini kaplayan dev su kütlesidir. Sadece Pasifik okyanusunun üzerinden uçakla geçmeye kalktığınızda, bu yolculuk tam 20 saat sürer. Yukarıdan bakıldığında engin maviliği ile göze çarpan okyanusların sırları ise derinliklerde saklanmaktadır. Diplere doğru indikçe rengarenk bir dünya ile karşılaşırız. Her biri birbirinden değişik milyonlarca canlı çıkar karşımıza... Derinlerdeki gezintimiz sürdükçe buralarda yaşayan canlılardaki detay ve çeşitlilik hemen gözümüze çarpar. Bu kadar çok canlıda bu kadar muazzam detayların var edilmesi bizlere Allah’ın sanatındaki mükemmelliği gösterir. Allah, karada ve denizde olanların tümünü en ince ayrıntılarına kadar bilendir. Allah bu gerçeği, bir Kuran ayetinde bizlere şöyle bildirir: ... Karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59) Bu filmde çoğu insanın belki de hiç farkında olmadığı bir mucizeyi, tohumları ve polenleri izleyeceksiniz. Binlerce sayfalık bilginin küçücük bir tohum içine depolanışını... Böceklere yol gösteren çiçekleri... Çiçeklere göre özel tasarlanmış böcekleri... Arılara parfüm sunan, tuzak kullanan veya arı taklidi yapan orkideleri... Sporlarını yaymak için özel havan topu kullanan bitkileri... Paraşüt kullanan, yeryüzünün en mükemmel kanat tasarımlarına sahip tohumları... Tohumlarına helikopter pervanesi takan bitkileri... Patlayıcılar kullanan tohumları... Suda binlerce km yol alabilen veya ateşe dayanıklı olan tohumları... Bitkilerin tohumlarını diğer canlılara taşıtmak için kullandıkları yöntemleri... Ve tohumlarını kendi kendine gömen çiçekleri izleyeceksiniz. Ve tanık olacaksınız ki Allah’ın yaratma sanatı, yeryüzündeki her şeyi ve her yeri kaplamıştır. Yaşamımız, yeryüzündeki milyonlarca canlı türüne, kusursuz dengelere ve mükemmel işleyen ekosistemlere bağımlıdır. İçtiğimiz suyun arıtılması, soluduğumuz havanın oluşması, tarım yaptığımız toprağın verimli bir hale getirilmesi, yediğimiz besinlerin üretilmesi, kullandığımız eşyaların hammaddelerinin oluşturulması ve daha sayısız faaliyet canlılar tarafından gerçekleştirilir. Çoğu insan, canlılar sayesinde elde ettiği ve her an iç içe yaşadığı bu nimetleri gereği gibi takdir etmez; hatta çoğunlukla düşünmeye bile gerek duymaz. Oysa bunlar, üzerinde durulması ve derin düşünülmesi gereken gerçeklerdir.
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() |
HAYVANLARDAKI YARATILIS Yeryüzünde var olan tüm canlılar üremelerinden korunmalarına, beslenme şekillerinden hareket sistemlerine kadar sayısız üstün özelliklerle yaratılmışlardır. Kimi bir mimar gibi yuvasını inşa eder, kimi bir kimyager gibi düşünerek en ideal ısıtmayı sağlar, kimi ise gerçek bir kamuflaj ustasıdır. Bu canlıların yaşantıları incelendiğinde ise, hem fiziksel özelliklerinin hem de davranışlarının birbirleriyle ve yaşadıkları ortamla tam bir uyum içinde olduğu görülür. Bu filmde, canlıların sahip oldukları olağanüstü özelliklerden bir kısmını izleyeceksiniz. Yeryüzündeki tüm canlılara ihtiyaçları olan özellikleri veren, onlara neler yapmaları gerektiğini ilham eden kısacası onları yaratan, sonsuz akıl ve ilim sahibi bir Yaratıcı vardır. Sayısız delilini gördüğümüz bu benzersiz aklın ve sınırsız ilmin sahibi, hiç kuşkusuz tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Allah bir ayetinde şöyle emretmektedir:Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)Bu filmde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı milyonlarca delilden bazı örnekler izleyeceksiniz. İnsan, kendi vücudundan uzaydaki dev galaksilere, doğadaki canlılardan gözle görünmeyen hücrelere kadar evrenin hangi parçasını incelese kusursuz bir plan, düzen ve tasarımla karşılaşır. Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, hangi canlı incelenirse incelensin bu sonuç değişmeyecektir. Canlılardaki tasarım örnekleri, bize bu olağanüstü düzeni yaratmış olan Allah’ın benzersiz sanatını ve gücünün sınırsızlığını tanıtan ayetlerden, yani delillerdendir. Allah'ın benzersiz güzelliklerle yayıp döşediği yeryüzünde, birçoğu yeni keşfedilmiş milyonlarca çeşit canlı türü yaşamaktadır. Her birinde insanları hayrete düşüren ve ancak mucize olarak nitelendirilebilecek sayısız ince detay ve tasarım bulunmaktadır. Bilim dünyası her geçen gün canlılardaki bu üstün ve mucizevi özellikleri keşfetmektedir. Canlılardaki üstün tasarım teknolojik çalışmalara da ilham kaynağı olmaktadır. İzleyeceğiniz bu filmde canlılardaki bu üstün tasarımın örneklerini görecek ve Allah'ın yaratma sanatının benzersizliğine bir kere daha şahit olacaksınız. Arkeologlar uzun ve zor kazılar yaparak araç-gereçler, sanat eserleri, ev eşyaları gibi canlılığın ve hayatın geçmişi hakkında bize bilgi verebilecek ipuçlarını ararlar. Paralar, el aletleri, mutfak malzemeleri, dekoratif eşyalar geçmişte yaşamış insanların hayatı hakkında bizlere çok önemli ipuçları verir. Arkeologlar buldukları eşyaların tesadüfen toprak altında oluşmadıklarını bilirler. Kimse de aksini iddia etmez. Biz bu eşyaların yapıldığı anı görmesek bile, muhakkak bunları tasarlayan ve imal eden bilinçli kişilerin varlığından emin oluruz. Peki ya canlılık? Toprak altından çıkan basit bir aracın bile tasarım eseri olduğunu anlayan insanoğlu, her biri son derece kompleks tasarımlara sahip canlıların kökenini nasıl açıklamalıdır? Bu filmde izleyeceğiniz indirgenemez kompleks tasarıma sahip canlılar, canlılığın evrim gibi bilinçsiz, tamamen tesadüflere dayalı bir süreç tarafından aşama aşama inşa edildiği iddiasını reddetmektedir. Ve bizlere, tüm canlıları Allah'ın yaratmış olduğu gerçeğini göstermektedir. Canlılık yaratılmıştır ve bize Yaratıcımız'ın üstün ilmini göstermektedir. Bu Yaratıcı Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır... Kusursuz altıgen petek yapan balarılar, hassas mühendislik hesaplarına uygun barajlar inşa eden kunduzlar, kör olmalarına rağmen gökdelenler yapan termitler, dokumacı kuşlar, kağıttan apartmanlar kuran yaban arıları, ağ ustası örümcekler ve doğadaki diğer usta mimarlar... Tüm bu canlılar, şaşırtıcı mimari eserler ortaya koyarak aslında kendilerin yaratan Allah'ın onlara verdiği yetenekleri bize tanıtmaktadırlar. Her biri Allah'ın ilhamıyla hareket etmektedir. Bir Kuran ayetinde haber verildiği gibi, "O'nun, alnından yaklayıp-denetlemediği hiç bir canlı yoktur." (Hud Suresi, 56) Bu filmde, doğadaki bu şaşırtıcı mimarları izleyecek ve Allah'ın bu canlılara ilham ettiği özelliklere hayran olmaktan kendinizi alamayacaksınız. Çok farklı dallara ayrılan mühendisliğin amacı, insan yaşamını daha konforlu, daha güvenli hale getirmek ve günlük hayatı kolaylaştırmaktır. Örneğin, kullandığınız buzdolabı bir mühendislik tasarımıdır, televizyonunuz, müzik setiniz, asansörünüz, saatiniz, arabanız, bilgisayarınız, endüstri makineleri, uydular, uzay mekikleri… Bunların tümü ince planların ve hassas hesaplamaların, konusunda uzman çok sayıda insanın iş ve beyin gücünün ürünüdür.Tıpkı bizim hayatımızı kolaylaştıran bu tasarımlar gibi, doğadaki canlıların bedenlerinde de sayısız mühendislik tasarımları bulunur. Teknoloji, mühendislik, kollektif çalışma, iletişim ağı, fedakarlık, disiplin, askeri strateji, şehir planlaması... Bu özellikleri yalnızca insanlara ait zannedebilirsiniz. Oysa saydığımız bu özellikler çok küçük bir canlıya karıncaya aittir. İşte bu filmde karıncaların bu ve bunlara benzer birçok şaşırtıcı ve mucizevi özelliklerini izleyeceğiz. Bu küçük canlıların başardıkları işleri yakından incelediğiniz zaman, Allah’ın canlılar üzerindeki hakimiyetine çok daha yakından şahit olacaksınız. Bazı kuşlar zekaları ve çeşitli kabiliyetleri ile dikkat çekerler. Bu filmin konusu da papağanlar, ötücü kuşlar ve sinek kuşları gibi ses taklidi yapabilen kuşlardır. Birçok insan, söz konusu kuşların konuşma yeteneklerini duymuş, hatta televizyonda görmüş veya canlı olarak şahit olmuştur. Ancak bu canlıların "konuşabilmeleri"nin ya da "sesleri taklit edebilmeleri"nin nasıl büyük bir mucize olduğunu, bu canlıları Allah'ın ne kadar kusursuz sistemlerle yarattığını düşünmemiş olabilir. İşte bu filmde söz konusu canlıların konuşma ve ses taklidi yeteneği ile donatılmasının yaratılışın sayısız mucizelerinden biri olduğu anlatılmakta, aynı zamanda bu yeteneğin evrim teorisinin iddialarını nasıl geçersiz kıldığı açıklanmaktadır. Yeryüzündeki en mükemmel uçuş makineleri kuşlardır. Bu filmde kuşların havalanma tekniklerini, vücutlarındaki aerodinamik yapıyı, en gelişmiş uçaklardan daha kontrollü uçmalarını sağlayan sistemleri, jet filoları ile aynı dizilimde uçan göçmen kuşları, arı kuşunun keskin kanatlarını, saatte 300 km. hızla pike yapan şahinleri, atletlerden hızlı koşan, yüzücülerden hızlı yüzen kuşları, birbirinden güzel desenlere sahip kuş tüylerini ve kuşlarla ilgili daha birçok mucizevi özelliği görecek ve çok önemli bir gerçeğe tekrar şahit olacaksınız. Bu gerçek, Allah’ın yaratmasının kusursuzluğu ve Allah’ın ilminin her yeri sarıp kuşattığıdır. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur: "Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah’ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah onların işlediklerini bilendir." (Nur Suresi, 41)
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() |
Dikkat Indirmek Veya Seyretmek Icin Basliklara Basiniz
IMAN VE TEFEKKÜR Doğanın her köşesinde ayrı ve mükemmel bir sanatla karşılaşırız... Rengarenk çiçekler, bitkiler, ağaçlar... Her biri değişik özelliklerle donatılmış milyonlarca harika canlı... Bunların tümü, Allah'ın üstün yaratma sanatının delillerindendir. Bu sanat, doğanın her parçasında çok farklı şekillerde karşımıza çıkar; Bazen kelebeklerin narin kanatlarındaki simetride... Bazen bir kuşun yavrusuna uçmayı öğretmesinde... Bazen bir atlayışta 6 metrelik bir mesafeyi aşabilen bir pumada... Kimi zaman da denizaltında yaşayan canlıların eşsiz görünümlerinde... Akıl ve vicdan sahibi her insan, çevresinde bulunan canlılarda Allah'ın benzersiz yaratma sanatının özelliklerini görebilir. Hayvanların dış görünüşlerindeki ve davranışlarındaki sevimlilik ve cana yakınlık, Allah'ın munis sanatının birer tecellisidir. Munis kelimesi; cana yakın, sevimli, dost, ehlileşmiş ve itaatkar anlamlarına gelir. Bu film boyunca, Allah'ın canlılarda tecelli eden munis sanatının örneklerini izleyeceksiniz. Bu canlılar evrendeki herşey gibi Allah'a teslim olmuşlardır. Allah bir ayette bu gerçeği bize şöyle haber vermektedir: ... Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler. (Al-i İmran Suresi, 83) 1900'lü yılların başlarında ulaşım teknolojisinde önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler o yıllarda büyük bir devrim olarak adlandırılıyordu. İnsanoğlu, hayatını kolaylaştıran bu gelişmeleri büyük bir coşkuyla karşıladı ve kısa sürede bu yeniliklere uyum sağladı. Daha bir yüzyıl bile geçmedi ki jetler, hızlı trenler, akıllı arabalar hayatımıza yerleşti. Eskiden günlerce süren yolculuklar birkaç saatte tamamlanır oldu. Teknolojideki gelişmeler yalnızca modern ulaşım araçları ile sınırlı kalmadı. Sağlık, bilgi ve iletişim başta olmak üzere birçok alanda teknolojinin imkanları dev boyutlara ulaştı. İnsanların birçoğuna göre yaşadıkları modern binalar, kullandıkları arabalar, bilgisayarlar, televizyonlar ve sayılamayacak kadar çok olan tüm teknolojik ürünler, yalnızca "insan yapımı"dır. Oysa biraz daha derin düşünüp, bilinçli bir inceleme yapıldığında görülecektir ki, bu gelişmelerin arkasında çok önemli bir gerçek vardır: Teknoloji de, Allah'ın insanlara olan rahmetinin bir örneğidir ve tüm bunlar için Allah'a şükretmek gerekir. Bu filmde, teknolojinin neden Allah'a şükretmemizi gerektiren bir nimet olduğunu izleyeceksiniz. Allah Kuran'da iman hakikatleri üzerinde düşünmeyi emretmektedir. Bu nedenle tüm evreni kapsayan iman hakikatleri üzerinde düşünmek, müminler için sürekli bir ibadet niteliğindedir. Müminler iman hakikatleri sayesinde Allah'ın sıfatlarını ve bu sıfatların üstünlüğünü daha iyi kavrayıp, O'na daha fazla yakınlaşmaya çalışırlar. Derin tefekkürleri sayesinde Allah'ın ilim ve kudretinin sınırsızlığını gördüklerinden, Allah'a karşı duydukları korku kat kat artar. Dünyada her an Allah'ın rızasına, rahmetine ve cennetine kavuşmanın arzusu ve özlemiyle yaşarlar. Cehennemden korkup-sakınan ve cenneti arzulayanlar, Rabbimiz'in rızasını, dostluğunu ve sevgisini kazanmaya çalışmalıdırlar. Bunun için de iman hakikatleri üzerinde derin tefekkür ederek Allah'ın üstün sıfatları hakkında daha fazla ilim ve kavrayış sahibi olmalıdırlar. Öğrenmek ve tefekkür etmenin yanı sıra, iman hakikatlerini anlatmak da insanların imanlarına vesile olmak açısından oldukça önemlidir. İman hakikatlerini anlatarak insanları düşünmeye davet etmek, tüm iman edenlerin üzerine düşen önemli bir sorumluluktur. Allah Kuran'da iman hakikatleri üzerinde düşünmeyi emretmektedir. Bu nedenle tüm evreni kapsayan iman hakikatleri üzerinde düşünmek, müminler için sürekli bir ibadet niteliğindedir. Müminler iman hakikatleri sayesinde Allah'ın sıfatlarını ve bu sıfatların üstünlüğünü daha iyi kavrayıp, O'na daha fazla yakınlaşmaya çalışırlar. Derin tefekkürleri sayesinde Allah'ın ilim ve kudretinin sınırsızlığını gördüklerinden, Allah'a karşı duydukları korku kat kat artar. Dünyada her an Allah'ın rızasına, rahmetine ve cennetine kavuşmanın arzusu ve özlemiyle yaşarlar. Cehennemden korkup-sakınan ve cenneti arzulayanlar, Rabbimiz'in rızasını, dostluğunu ve sevgisini kazanmaya çalışmalıdırlar. Bunun için de iman hakikatleri üzerinde derin tefekkür ederek Allah'ın üstün sıfatları hakkında daha fazla ilim ve kavrayış sahibi olmalıdırlar. Öğrenmek ve tefekkür etmenin yanı sıra, iman hakikatlerini anlatmak da insanların imanlarına vesile olmak açısından oldukça önemlidir. İman hakikatlerini anlatarak insanları düşünmeye davet etmek, tüm iman edenlerin üzerine düşen önemli bir sorumluluktur. Mısır’daki piramitler, Leonardo da Vinci’nin Sen Jerom adlı tablosu, ayçiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarınız arasındaki ortak özellik nedir? Bu sorunun cevabı, Fibonacci isimli İtalyan matematikçinin bulduğu bir dizi sayıda gizlidir. “Fibonacci Sayıları” olarak da adlandırılan bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır. Fibonacci sayılarının ilginç bir özelliği vardır. Dizideki bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde birbirine çok yakın rakamlar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı “altın oran” olarak adlandırılır. Bu belgeselde izleyeceğiniz; vücudumuzdaki ve doğadaki canlılarda var olan altın oran örnekleri Allah'ın herşeyi bir ölçü ile yarattığının delillerinden yalnızca bir tanesidir. Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır: "Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır." (Talak Suresi, 3) Müminler dünya hayatının kendilerine ne amaçla verildiğini, dünyadaki zamanın sadece ahiret hayatı ve Allah'ın rızasını kazanmak için kullanılması gerektiğini çok iyi bilirler. Akıllarıyla ve vicdanlarıyla hareket ettikleri için gün boyunca zamanı nasıl kullanmaları gerektiğini ve bunun için nelere dikkat etmeleri gerektiğini rahatlıkla tespit edebilirler. Şüphesiz ki müminlerin bu konuda göstermiş oldukları bilinç, dikkat ve özen, onların daha fazla Allah rızasını kazanmalarına ve Allah’ın kendileri için hazırladığı cennette daha yüksek derecelere kavuşmalarına vesile olacaktır. (Elbette ki en doğrusunu Allah bilir.) Bu belgeselde zamanın ne kadar değerli bir nimet olduğu hatırlatılmaktadır. Düşünen insan dünya hayatının gerçeğini kavrar. Gördüğü her şeyde Allah’ın sıfatlarını tanır. İnsanların büyük çoğunluğunun aksine, ne için var olduğunu düşünerek yaşar. Allah’ın insana öğrettiği hikmetleri kavrar ve Allah’ın emrettiği şekilde düşünmeye başlar. Bunun sonucunda hem Allah’ın nimetlerinden herkesten daha fazla zevk alır, hem de gereksiz kuruntulara, dünyaya yönelik hırslara kapılarak kendini sıkıntıya sokmaz. Bunlar, düşünen bir insanın dünyada kazanacağı güzelliklerden sadece birkaçıdır. Düşünerek daima doğruyu gören insanın sonsuz ahiret hayatındaki kazancı ise Allah'ın sevgisi, rızası, rahmeti ve cennetidir. Bu filmin amacı, size üzerinde düşünmeniz gereken gerçekleri bir kez daha hatırlatmak ve Allah'a daha yakın olmanızı sağlamaktır. Ortaçağ'da Avrupa şiddet, barbarlık ve cehalet karanlığı içindeydi.711 yılında Müslümanların Endülüs’ü fethetmesi ile birlikte Avupa için yepyeni bir dönem başladı. Endülüs 8 yüzyıl boyunca İslam ülkesi olarak kalacak ve Avrupa’ya İslam’ı tanıtacaktı. Ardından dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olarak kabul edilen Osmanlılarla birlikte İslam ahlakı ve kültürü kıta üzerinde büyük gelişmeleri de beraberinde getirdi. Endülüs’le Avrupa’ya giren İslamiyet’in bölgedeki etkisi günümüzde de artarak devam etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa'da da İslam hızlı bir yükseliş içerisindedir ve bu yükseliş özellikle birkaç yıldır daha çok dikkat çekmektedir.İslamiyet'in büyüme hızı ile çeşitli kurumlar veya araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar gelecekte İslam’ın sadece Avrupa’da değil, dünyada hakim olacağını ortaya koymaktadır. İslam’ın yükselişi dünyanın artık yepyeni bir döneme doğru ilerlediğine işaret etmektedir. Bu yeni dönemde, Allah’ın izni ile, İslamiyet daha da önem kazanacak, Kuran ahlakı insanlar arasında dalga dalga yayılacaktır. Bu film boyunca tüm evrende, kendi bedeninizde ve çevrenizde her an, her saniye gerçekleşen mucizelere şahit olacaksınız. İnsanın sadece bu filmde izleyeceğiniz olaylar üzerinde düşünmesi bile, Allah'ın insanlar üzerindeki sonsuz ihsanını, şefkatini ve merhametini anlaması için yeterlidir. Göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan tüm kompleks sistemler insanlara hizmet için durmaksızın kusursuzca işlemektedir. Ve her an her saniye evrenin her köşesinde ve insan bedeninde mucizevi bir uyum ve düzen yaşanmaktadır.Allah, insanlara rahmet kapılarını sonuna kadar açmış ve onu olabilecek en güzel şekilde nimetlerle kuşatmıştır.Her an yaşanan bu mucizeleri fark eden insanın yapması gereken ise, her bir nimet ve güzellik karşısında Allah'a sürekli şükretmektir. Doğduğunuz günden beri tek bir odada yaşamınızı sürdürdüğünüzü farz edin. Bu oda dört duvardan oluşuyor olsun ve dışarıyı görebileceğiniz küçük bir penceresi bile olmasın. Burada sadece ihtiyacınıza yönelik birkaç mütevazi mobilya olsun ve bütün yaşamınızı geçirdiğiniz bu odada size yalnızca hayatınızı sürdürebilmeniz için gerekli olan bir-iki çeşit yiyecek ve su verilsin….Derken bir gün hayatınızı geçirdiğiniz bu odadan çıkarıldığınızı ve dış dünyayı gördüğünüzü farz edin. Bu durumda dünya hakkında neler düşünürdünüz? [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Her dört kişiden birinin Müslüman olduğu günümüzde, Müslümanların sayısının tarihte ilk defa Hıristiyanların sayısını geçtiği bildirilmektedir. Müslüman nüfusun sayısının yakın gelecekte daha da artacağı ve İslam'ın dünyanın en büyük dini haline geleceği tahmin edilmektedir. Bu istikrarlı yükselişin nedeni, sadece Müslüman ülkelerin nüfuslarının artış hızı değil, aynı zamanda diğer dinlerden ve kültürlerden pek çok insanın İslam'ı seçmesidir. Uzun bir süredir dünya çapında yaşanan dini ve manevi değerlere dönüş süreci, bu olayla birlikte hak din olan İslam'a dönüş halini aldı. Bu İslam ahlakının dünyaya çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladığının çok önemli işaretleridir. Merhamet sözcüğü, Arapçada "reheme" kökünden gelir ve "acımak, esirgemek, şefkat göstermek, affetmek, bağışlamak" anlamlarında kullanılır. Rabbimiz'in Rahman ve Rahim sıfatları da merhamet kelimesi ile aynı kökten gelirler. Bu filmde müminlerin hayatlarının her anında Rabbimiz'in Rahman ve Rahim sıfatlarının tecellilerine şahit oldukları anlatılmakta ve bunun için sürekli hamd etmeleri gerektiği de hatırlatılmaktadır. ALLAH’IN RAHMAN VE RAHİM SIFATLARININ KAİNATTAKİ TECELLİLERİ Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatı dikkatle bakan ve düşünen bir insan için evrenin her noktasında, her ayrıntısında tüm açıklığıyla kendini göstermektedir. Evrenin oluşumundan canlılığın ortaya çıkmasına, insanın yaratılışından hücrelerindeki kusursuz yapıya, hayvanlara, bitkilere, meyvelere ve sebzelere kadar çevremizde gördüğümüz her detayda Allah'ın bu sıfatlarının sayısız tecellileri bulunmaktadır. Bu tecellileri görebilmek için uzun uzun araştırmaya, derin bilgilere sahip olmaya ya da herhangi bir konuda eğitim görüp uzmanlaşmaya da gerek yoktur. Sadece evrene Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatlarını düşünerek bakmak, Rabbimiz'in kullarına olan sonsuz sevgisini, sınırsız lütfunu tefekkür etmek yeterlidir.
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() |
Dikkat Indirmek Veya Seyretmek Icin Basliklara Basiniz ISLAM AHLAKI Allah'ın varlığı ve büyüklüğü, küçücük bir canlıdan uzaydaki dev galaksilere kadar her yerde görülür. Bu gerçeği gören ve kavrayan insanlar, samimi olarak inananlardır. Onlar, Allah'tan korkup-sakınır ve hayatlarını, farkına vardıkları bu büyük gerçeğe göre düzenlerler. Allah, insanların yaratılış amacını bir Kuran ayetinde şöyle bildirir: Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56) Müslümanlar, bu ayetin hükmüne göre yaşarlar. Diğerleri ise, Allah'tan "korkup-sakınmayanlar"dır. Bu insanlar hayatlarının, kim tarafından, nasıl ve neden başlatıldığını gözardı ederler. Kendi zihinlerinde, içinde Allah'a ve O'nun dinine yer olmayan yeni bir hayat kurmaya çalışırlar. Kuran'da, böyle bir yaşamın boş ve çürük bir temele dayandığı, yıkımla bitmeye mahkum olduğu şu hikmetli benzetmeyle anlatılır: Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 109) Bu filmde, Allah için yaşamanın önemini ve bunun bir insanın tüm hayatını nasıl kapsadığını izleyeceksiniz. Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah insanları, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Allah’a iman eden kişilerin sevgilerinin asıl kaynağı, Rabbimiz'e olan derin bağlılıklarıdır. Allah'ın her şeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu bilen müminlerin Allah’a olan sevgileri her an daha da güçlenir. Dünyanın en hayırlı, en üstün ahlaklı insanlarından olan Allah'ın elçileri de, insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir: …De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum."… (Şura Suresi, 23) Bu belgeselin amacı, sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'e, O’nun yarattıklarına ve müminlere olan sevginin önemini bir kez daha hatırlatmaktır. Vicdan sahibi her insan cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya başlamalı, tek dost ve Veli olan Rabbimiz'e ve müminlere sevgi ve vefa ile bağlanmalıdır. Tarih boyunca yaşamış olan inkarcıların önde gelenlerinden biri... Firavun... Firavun; varlık içinde şımarmış, kibirli, alaycı, vicdan, merhamet, hoşgörü gibi insani tüm vasıflardan yoksun biridir. Bu nedenle de halkına, hiçbir rahatsızlık duymadan acımasızca eziyet edebilmiştir. Cehaletinin bir neticesi olarak üstünlüğü sadece mal ve güç zenginliğinde arayan, bunlara sahip olmayanları kendince aşağılayan Firavun, yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır. Firavun sulara gömülmüş, ancak bu belgeselde de görüleceği gibi “Firavun karakteri” tarih sahnesinden hiç silinmemiştir!… Uzun bir tatilden döndünüz… Eviniz, çok düzenli ve mükemmel bir şekilde yeni eşyalarla döşenmiş… Elbette böyle bir durumda çok şaşırır ve etkilenirsiniz.Size bu sürprizi hazırlayan kişinin kim olduğunu merak edersiniz. Böyle olağanüstü bir sürpriz karşısında kayıtsız kalamazsınız. Birinin, her şeyi düşünüp bilinçli olarak düzenlediğini anlarsınız. Bu örnekteki durum tüm evren, dünyamız ve canlı cansız tüm varlıklar için de geçerlidir. Evrende; insan vücudundan gökyüzüne, hayvanlardan denizlerin derinliklerine kadar her yerde, son derece kompleks sistemler ve sayısız hassas denge vardır. Düşünen ve aklını kullanabilen herkes, bu kompleks sistemleri ve hassas dengeleri, üstün bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın yarattığını görür.Bu deliller üzerinde tefekkür eden ve hikmet gözüyle bakan her vicdanlı insan, Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecektir. İman edenler ise Allah'ı daha yakından tanıyacak, Rabbimiz'e duydukları iman, sevgi ve korku daha da artacaktır. Bu filmde, Allah'ın, Kuran'da beğendiğini haber verdiği tavırlardan bazı örnekler izleyeceksiniz. Allah’a iman etmiş bir insanın güzel ahlakını ortaya koyan, kendisine has çok özel tavır ve davranışları olur. Bu ahlakın örnekleri Kuran’ı Kerim’de detaylı olarak bildirilmiştir. Mümin, Allah'a karşı teslimiyetlidir, sabırlıdır, adaletlidir, şefkatlidir, merhametlidir, alçakgönüllüdür, fedakardır ve yardımseverdir. Bu gibi güzel ahlak özellikleri Kuran ahlakından uzak yaşayanlara göre, zamana, şartlara, kültürlere, olaylara ve kişilere göre değişkenlik gösterebilir. Oysa Kuran'a göre, ideal Müslüman modeli zamana ya da ortama göre asla değişmez. Birlik, bağlılık, sevgi, şefkat, merhamet, güven.... Dayanışma, dostluk, yardımlaşma, hoşgörü, vefa, sadakat, sahip çıkma, gözetip kollama...İnsanların çoğu her fırsatta bu gibi güzel ahlak özelliklerine olan özlemlerini dile getirirler. Bir türlü istedikleri sevgi, saygı ve bağlılık gibi güzel ahlak özelliklerine sahip olamadıklarından yakınırlar. Oysa gerçek güzel ahlak ancak Allah'tan korkmakla ve O'na derin bir bağlılık duymakla mümkün olabilir. Bu nedenle tüm bu güzellikleri içtenlikle yaşayanlar ancak samimi olarak iman edenlerdir. Kuran'da insanın günlük hayatına ve sosyal ilişkilerine dair pek çok ayet vardır. Müminler de Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu güzel ahlakı, her an, en mükemmel şekilde yaşamaya çalışırlar. Koşullar ne olursa olsun güzel ahlak göstermekten kesinlikle taviz vermezler. Hiçbir konuda çıkar çatışmalarından kaynaklanan bir ayrılık içine girmezler. Bu filmde müminlerin güzel ahlakına şahit olacaksınız. Her insan hayatında “zor” olarak tanımlayabileceği anlar yaşar. Ancak karşılaşılan herhangi bir durum ilk bakışta ne kadar olumsuz gibi de gözükse de, ne kadar nefsin hoşuna gitmese de Müslümanca bakan bir göz için güzellik ve hayır doludur.Çünkü müminler bilirler ki Allah'ın yarattığı tüm bu zorluklar aslında birer denemedir. Üstelik çoğu zaman göründüğünün aksine içinde büyük güzellikler taşıyan hayırlarla doludur.Kişi belki o an bu hayrı göremiyor olabilir; ama önemli olan her şeyin hayırla yaratıldığına kesin olarak inanmak ve bu gerçeğe göre davranmaktır. Tarih boyunca insanlara ve toplumlara sayısız acı ve bela getiren sinsi bir tehlike vardır... Bu tehlike, insanları tutkular, zaaflar ve inatlarla yaşamaya yöneltir. Bazen bir faşistin sıkılmış yumruğunda, komünistin söylediği bir marşta, bazen de genç bir erkeğin sevdiği kıza yazdığı aşk mektubunda ortaya çıkar. Bu tehlikenin adı: Romantizmdir. Romantizm inançsız insanlara ve toplumlara ait bir özelliktir. Şeytanın insanlığı Allah’ın yolundan çıkarmak için kullandığı bir silahtır. Akıl yerine duygulara göre yaşatır. Aklını kullanamayanlar ise, Allah’ın benzersiz ve mükemmel yaratış delillerini düşünemezler. Sad Suresi’nde buyrulduğu gibi; Allah insanlara Kuran’ı , "ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye" (Sad Suresi, 29) indirmiştir. İnsanı akıldan uzaklaştıran Romantizm, aynı zamanda dinden de uzaklaştırmış olur. Bu filmde, romantizmin yakın tarihte ve günlük hayatta ne büyük sorunlara yol açtığını inceleyeceğiz. Kuran‘ın rehberliği ile bu tehlikeden uzaklaşmanın ne kadar kolay olacağını göreceksiniz. Kibirli kişiler tarih boyunca milyonlarca insanı kendileri ile birlikte azaba sürüklemişlerdir.Günümüzde de kibir sayısız insanı karanlık bir dünyaya çekmektedir. Bu karanlık dünyada insanlar samimiyetten uzaktır.Tek hoşlandıkları şey kendilerini övmek, başkaları tarafından övülmek ve ön plana çıkmaktır.Bulundukları her ortamda en iyi, en güzel, en başarılı kişinin kendileri olduklarına inanırlar. Ve bunu her yolla dışarı vurmaya çalışırlar.Bu ruh hali bütün davranışlarına yansır.Bu filmde kibirlenmenin şeytanın en temel karakter özelliği olduğu anlatılmaktadır. Şeytanın büyüklenmesi ve bundan dolayı Allah'ın rahmetinden kovulması Kuran'da insanlara ibret olarak anlatılmıştır:Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. "Onu bir biçime sokup, ona Ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." Meleklerin hepsi topluca secde etti; Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Allah) Dedi ki: "Öyleyse oradan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın." (Sad Suresi, 71-77)Müminler Allah'ın her şeyi yarattığını ve insanlara tüm nimetleri verenin Rabbimiz olduğunu bilirler.Bu nedenle haksız bir büyüklenme içine girmezler. Verilen nimete, kibirle değil şükürle karşılık verirler. ISLAMIYET VE DINLER Hinduizm, diğer Uzakdoğu dinleri gibi batıl bir inançtır. Allah'ın vahyine değil, insanların ürettikleri saçma geleneklere ve öğretilere dayanan büyük bir yanılgıdır. Ancak Hinduların sözde kutsal kitap olarak kabul ettikleri bu metinlerin hiçbiri Allah’ın vahyine dayanmaz. Bu metinler yalnızca Aryanlar ve çeşitli Hindu liderleri tarafından kaleme alınmış efsanelerden, hikayelerden ibarettir. Hindular, hayatlarını, ayinlerini, ritüellerini bu kitaplardaki hurafelere göre düzenlerler. Bu nedenledir ki Hinduizm, akıldışı uygulamalar ve batıl geleneklerle doludur. Ve bu kitaplarda tanımlanan kasvetli ve karanlık dünya, Hindular için ideal bir hayat modeli olmuştur.Kuşkusuz her insan dilediği dini seçmekte ve ona göre yaşamakta özgürdür. Ama doğrunun ne olduğunu anlatmak ve yanlışı eleştirmek de, Allah'ın Müslümanlara verdiği bir görevdir. Bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç ise, bu yanılgıya karşı hem Hinduları hem de diğer insanları uyarmaktır. Allah’ın varlığını inkar eden ateist bir öğreti... Putperest bir din... İnsanın kendi kendine acı çektirmesini öngören bağnaz bir gelenek... Bu filmde günümüzde bazı insanların özentiyle baktığı Budizm'in gerçekte ne kadar yanlış inanç ve uygulamalar içerdiğini, karma ve reenkarnasyon hurafelerinin insanları nasıl yanılttığını izleyeceksiniz. Bu dinin yanılgılarının en büyüğü ise, Allah'tan gelen bir bilgiye değil, birtakım insanların zaman içinde ürettikleri gelenek ve felfeselere dayanması, onları kutsal kabul etmesidir. Budistler ve bu dine sempati duyanların bir an önce bu gerçekleri detaylıca düşünmeleri gerekmektedir. Çünkü Allah'ın indirdiği din dışındaki öğretileri kendilerine din olarak kabul eden insanlardan Kuran'da şöyle söz edilmektedir: Onların içinde bulundukları din mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler de geçersizdir. (Araf Suresi, 139) Dinler arasında oluşturulacak olan fikir alışverişi ve hatta işbirliği Hristiyanların, Müslümanların ve Yahudilerin adalet ve barış arayışlarının, insanlığa faydalı olma isteklerinin doğal bir sonucudur. Üç dinin mensuplarının arasındaki ilişki, sadece toplantılarla ve konferanslarla sınırlı kalmamalı, ortak değerleri savunan, aynı amaç için mücadele eden, ortak sorunlara köklü çözümler getirmeyi hedefleyen inançlı insanların birlikteliğine dönüşmelidir. Bu belgeselde aciliyeti vurgulanan bu birliktelik, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişini beklediğimiz bu dönemde dünyayı aydınlığa ve huzura kavuşturacak en önemli vesilelerden biri olacaktır. 20. yy … Huzurdan uzak … Çatışmalarla … Savaşlarla geçmiş olan 100 sene … Geride bırakılan yüz milyonlarca evsiz, sakat ve ölü kimse… İçinde yaşadığımız yeni yüzyılda da dünya genelinde şiddet ve zulüm hüküm sürüyor… Birçok masum insan, farklı milletlerin arasındaki gerilimler yüzünden acı çekiyor… Dünyanın dört bir tarafında, insanların çoğu evlerinden dışarı çıkmaya cesaret dahi edemiyor… Dayanışmanın ve yardımlaşmanın sağlanmasına en çok ihtiyaç duyulan böyle bir dönemde, medeniyetler arasında bir çatışma ortamı oluşturmanın makul karşılanması mümkün değildir. Medeniyetler arasında doğacak bir çatışmanın insanlık için büyük bir felakete neden olacağı çok açıktır. Böyle bir felaketin engellenmesinin en önemli yollarından biri, medeniyetler arasında diyaloğun ve iş birliğinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Üstelik bu çok kolaydır. Çünkü İslam ve Batı dünyası arasında, bazılarının iddia ettiği gibi derin farklılıklar yoktur. Tam tersine -bu belgeselde delilleri ile ortaya koyacağımız üzere- İslam medeniyeti ve Batı medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi-Hristiyan kültürü arasında pek çok ortak yön bulunmaktadır. Bu ortak yönler temel alınarak, dünyadaki sorunlara el birliği ile çözüm bulmak çok kolay olacaktır. Başkalarından "farklı" ve "orijinal" olmak...Yaşam tarzıyla, kıyafetiyle, saç şekliyle diğer insanlar arasında ilgi çekmeye çalışmak...Hemen her dönemde ve her toplumda bu şekilde dikkatleri üzerlerine toplamaya çalışan kişiler ve akımlar ortaya çıkmıştır.Bu kişi ve akımlar zaman zaman insanların ilgisini çekmeyi de başarmışlardır. Son yıllarda, Batılı toplumlarda "alışılmışın dışında" yaşam tarzıyla dikkat çeken yeni bir akım görülmekte: "Karma Felsefesi"...Karma, Hinduizm, Budizm ve Caynizm gibi batıl Doğu dinlerinde çok önemli yer tutan yanlış bir inançtır.Bu dinler gerçekte batıl öğretilerden, akla ve mantığa aykırı uygulamalardan ibarettir. 60'lı yıllar Batı toplumları için bir dönüm noktasıydı... İki büyük dünya savaşının yıkıcı etkileri, Japonya’ya atılan atom bombaları, bunların ardından gelen Vietnam Savaşı gibi olaylar Amerikan gençliğinde, kurulu düzene karşı büyük bir tepki oluşturmuştu.Avrupa ülkelerinde de durum farklı değildi. Gençler “aykırı olmak”, “düzene karşı çıkarak dikkatleri üzerlerinde toplamak” gibi heveslerle çarpık akımlara kapılmışlardı. Dejenere davranışlar, sapkın inanışlar gün geçtikçe yaygınlaşıyordu.Savaşa karşı olduklarını iddia ederek toplanan gençler 60'lara damgasını vuran bir ekol akım oluşturdular: "Hippi kültürü".Her yer barış için dünyayı çiçeklere boğduklarını, doğallığı, özgürlüğü savunduklarını iddia eden gençlerle doluydu.Fakat sapkın felsefeleri onları dejenerasyondan öteye götürmedi. KURAN BILGISI Sizi kim yarattı? Bedeninizi, gözlerinizin rengini, saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, derinizin rengini kim belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları, gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında yaşayan canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki gezegenlerin, güneşin ve yıldızların düzenini kim oluşturdu? İnsanların çoğu bütün bunlara aynı şekilde karşılık verir: Bizi Allah yaratmıştır. Kuşkusuz bütün bu soruların doğru cevabı da budur. Peki bizi ve tüm kainatı en ince ayrıntılarına kadar yaratan Yüce Allah’ı ne kadar tanıyoruz? Bu film, bize şah damarımızdan daha yakın olan Rabbimiz'i, Kuran’da bildirilen sıfatlarıyla tanıtmak için hazırlanmıştır. Bu filmin amacı, insanların üstün kudret sahibi Allah'ı gereği gibi tanımalarını sağlamak, böylelikle O'na daha yakın olmalarına vesile olmaktır. Bu film size şah damarınızdan daha yakın olan Allah'ı, Kuran'da bildirdiği şekilde tanıtmak için hazırlanmıştır. Bu filmin amacı, kafanızdaki puslu, silik, yanlış bilgilerin yerine Kuran-ı Kerim'deki gerçek Allah inancını koymak, böylelikle yüce Allah'ı daha iyi tanımanızı, O'na daha yakın olmanızı sağlamaktır. Allah, 1400 yıl önce indirdiği Kuran ayetleriyle insanlara kendini tanıtmış, Kendine ait isimleri bildirmiştir. Kuran'da verilen çeşitli örnekler ve anlatımlar O'nun sonsuz aklını, ilmini, sanatını gözler önüne serer. Allah Kuran ile Kendisini kullarına tanıtır. Bu film size şah damarınızdan daha yakın olan Allah'ı, Kuran'da bildirdiği şekilde tanıtmak için hazırlanmıştır. Bu filmin amacı, kafanızdaki puslu, silik, yanlış bilgilerin yerine Kuran-ı Kerim'deki gerçek Allah inancını koymak, böylelikle yüce Allah'ı daha iyi tanımanızı, O'na daha yakın olmanızı sağlamaktır. Allah, 1400 yıl önce indirdiği Kuran ayetleriyle insanlara kendini tanıtmış, Kendine ait isimleri bildirmiştir. Kuran'da verilen çeşitli örnekler ve anlatımlar O'nun sonsuz aklını, ilmini, sanatını gözler önüne serer. Allah Kuran ile Kendisini kullarına tanıtır. Putlar insanı aldatır ve boyunduruk altına alır. Diktatörler, insanı baskı ve korkuyla ezer. Materyalizm gibi felsefe ve ideolojiler, insanın zihnini baskı altına alır, akılcı düşünmesini engeller, onu öfke ve bağnazlığa sürükler. Para ve prestij gibi günlük yaşam putları ise, insanları boş birer amaç uğruna çalıştırır, onları gerginlik ve strese boğar. Bu sahte ilahların hiçbiri insana huzur, mutluluk ve özgürlük kazandırmaz. İnsanın tek kurtuluşu, tek gerçek İlaha, yani Yüce Allah'a kulluk etmesidir. Allah'tan başka her şey, O'nun yarattığı aciz birer varlıktır. Bu varlıkların hiçbiri, insanın yol göstericisi, yaratıcısı ve yaşam amacı olamaz. Tüm bu sıfatlar, Allah'a aittir. Ve insan, tüm putlardan yüzçevirerek Allah'a yönelmeli, O'nun için yaşamalıdır. Bu yoldan uzaklaşan insan ise, göz açıp kapayıncaya kadar geçen dünya hayatının sonucunda alacağı karşılığın azap ve pişmanlık olacağını bilmelidir. İnsanları dinden uzaklaştıran en önemli nedenlerden biri, dünyayı sonsuz bir yurt sanmalarıdır. Oysa dünya, Allah’ın insanı denemek için, özellikle eksik ve kusurlu yarattığı bir yurttur. Dünyadaki her güzellik, çok geçmeden bozulur ve yok olur. Bu, dünya hayatının hiç değişmeyen gerçeğidir. Dünya Hayatının Gerçeği, Harun Yahya’nın çeşitli dillere çevrilmiş kitaplarından hazırlanmıştır. İnsan, hayatının her anını Allah'a muhtaç olarak yaşar. Soluduğu havadan yediği yemeğe, elini ayağını kullanabilmesinden konuşabilmesine, barınabilmesinden, gülüp neşelenmesine kadar Allah'ın yarattıklarına ve kendisine bağışladıklarına muhtaçtır. Ancak insanların büyük bir çoğunluğu acizliklerini ve Allah'a muhtaç olduklarını anlamazlar. Onlar her şeyin kendiliğinden geliştiğini veya sahip oldukları şeylere kendi çaba ve çalışmaları sonucunda ulaştıklarını zannederler. Bu, hem büyük bir yanılgı hem de Allah'a karşı büyük bir nankörlüktür. Kendilerine küçücük bir hediye alan bir kişiye bile nasıl teşekkür edeceklerini bilemeyen bu insanlar, Allah'ın hayatları boyunca kendilerine verdiği sayısız nimeti görmezden gelerek yaşarlar. Oysa Allah'ın verdiği nimetler, sayarak bitirilemeyecek kadar çoktur. Bu filmde Allah’ın insanlara verdiği nimetler hatırlatılmak ta ve bu nimetler için ona şükretmenin ne kadar önemli bir ibadet olduğu hatırlatılmaktadır. Allah insanlar için din olarak İslam'ı seçip beğenmiş ve insanların yaşayabilmesi için din ahlakını çok kolay kılmıştır. İslam dini, insanın yaratılışına en uygun olan dindir. İslam dini , insanları kısıtlayan, sınırlayan ve onlara zorluk getiren her türlü ağır yükü üzerlerinden kaldırır. Yüce Rabbimiz, Kuran'da insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini bildirmiş ve yanlış tavırların neler olduğunu açıklayarak bunlardan kaçınmaları için onları uyarmıştır. Yalnızca Allah'a güvenip dayanan, O'nu dost edinen ve O'nun buyrukları doğrultusunda yaşayan bir insanın hayatında dünyevi korkulara, endişelere ve sıkıntılara yer yoktur. Eğer kişi yaratılışına uygun olarak iman eder ve Allah'ın emirlerine uygun yaşarsa, hem ahireti için güzel bir yaşam kazanmayı umut edebilir, hem de dünya hayatında en rahat, en konforlu, maddi ve manevi olarak en sağlıklı yaşam biçimini seçmiş olur. Kıyamet günü, dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın başlangıcıdır. O gün, insanların tümü yeni bir diriliş ile dirilecektir. Dünyadaki yaşamlarında Allah'a ve ahiret gününe inanmış olanlar cennette ağırlanırken, inkar edenler cehenneme sevk edileceklerdir. Bu insanları Allah yolunda güzel amellerde bulunmaya sevk edecek, ahiret inancına yöneltecek ve Allah'a yakınlaşmasına bir yol olacaktır. Allah'a en son ne zaman dua ettiniz? Sadece birtakım sıkıntı ve belalarla karşılaşınca mı O'na yalvarıyorsunuz? Yoksa O'nu sürekli anıyor musunuz? Dua ettiğinizde O'nun size çok yakın olduğunu, sizin fısıltıyla söylediğiniz veya içinizden geçirdiğiniz her sözü işittiğinin bilincinde misiniz? İnsanların tamamı duaya muhtaçtır. Fakir ve zor şartlar altında yaşayan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, dua konusunu temelinden yanlış anlamak demektir. Hali vakti yerinde, hayatta tüm istediklerine kavuştuğunu düşünen bir insanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmek son derece hatalıdır. Çünkü bu durumda dua etmenin tek sebebinin dünyevi arzuların tatmini olduğu anlamı çıkmaktadır. Oysa müminler hem dünya hayatları için, hem de ahiretleri için dua ederler. Dua beraberinde tevekkülü de getirir. Dua eden insan, karşısına çıkabilecek zor ya da kolay her türlü durumu, tüm olayları, kainatın Yaratıcısı ve Hakimi olan Allah'ın yarattığını biliyor demektir. Bir problemi çözmenin ya da önlemenin bütün yollarının evrendeki tüm kudretin sahibi olan Allah'a dayandığını bilmek, tüm işleri ona havale etmek ve sadece ona dua etmek, mümin için bir ferahlık ve güven kaynağıdır. Allah'ın Kuran'da bildirdiğine göre, tüm insanlık, Allah'a iman edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. İman eden kişi Allah'ın sonsuz kudretinin farkındadır: Kendisini ve tüm diğer varlıkları O'nun yarattığını, her şeyin O'nun kontrolünde olduğunu, Rabbinin gücünün her şeye yettiğini ve tüm mülkün O'na ait olduğunu kavramıştır. Bu dünyanın geçici bir yurt olduğunu ve burada yaptıklarının hesabını ahirette Allah'a vereceğini de bilmektedir. Bu filmlerin amacı, dinle yeni tanışan kişilerin aklına gelebilecek bazı sorulara Kuran ayetleriyle cevap vermek, iman edenlerin bu konulardaki bilgilerini tekrar hatırlatmaktır. Allah'ın Kuran'da bildirdiğine göre, tüm insanlık, Allah'a iman edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. İman eden kişi Allah'ın sonsuz kudretinin farkındadır: Kendisini ve tüm diğer varlıkları O'nun yarattığını, her şeyin O'nun kontrolünde olduğunu, Rabbinin gücünün her şeye yettiğini ve tüm mülkün O'na ait olduğunu kavramıştır. Bu dünyanın geçici bir yurt olduğunu ve burada yaptıklarının hesabını ahirette Allah'a vereceğini de bilmektedir. Bu filmlerin amacı, dinle yeni tanışan kişilerin aklına gelebilecek bazı sorulara Kuran ayetleriyle cevap vermek, iman edenlerin bu konulardaki bilgilerini tekrar hatırlatmaktır. Allah'ın Kuran'da bildirdiğine göre, tüm insanlık, Allah'a iman edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. İman eden kişi Allah'ın sonsuz kudretinin farkındadır: Kendisini ve tüm diğer varlıkları O'nun yarattığını, her şeyin O'nun kontrolünde olduğunu, Rabbinin gücünün her şeye yettiğini ve tüm mülkün O'na ait olduğunu kavramıştır. Bu dünyanın geçici bir yurt olduğunu ve burada yaptıklarının hesabını ahirette Allah'a vereceğini de bilmektedir. Bu filmlerin amacı, dinle yeni tanışan kişilerin aklına gelebilecek bazı sorulara Kuran ayetleriyle cevap vermek, iman edenlerin bu konulardaki bilgilerini tekrar hatırlatmaktır. Kuran'da bildirildiğine göre, tüm insanlık, Allah'a iman edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. İman eden kişi Allah'ın sonsuz kudretinin farkındadır: Kendisinin ve tüm diğer varlıkların O'nun tarafından yaratıldığını ve O'nun kontrolünde olduğunu, Rabbinin gücünün her şeye yettiğini ve tüm mülkün O'na ait olduğunu kavramıştır. Bu dünyanın geçici bir yurt olduğunu ve burada yaptıklarının hesabını ahirette Allah'a vereceğini de bilmektedir. Bu filmlerin amacı, dinle yeni tanışan kişilerin aklına gelebilecek bazı sorulara Kuran ayetleriyle cevap vermek, iman edenlerin bu konulardaki bilgilerini tekrar hatırlatmaktır. Hz. Muhammed (sav), inkarcı kavminin içinde… Hz. Yusuf, iftiraya uğrayarak atıldığı zindanda… Hz. Yunus, balığın karnında… Hz. Nuh, dalgaların ortasında yüzen gemide… Hz. Süleyman, ihtişamlı sarayının içinde… Hz. Musa, ardında Firavun’un ordusu olduğu halde Kızıldeniz'in önünde... hep Allah'a yönelerek dua etmişler, yalnızca O'ndan yardım dilemişlerdir. Rabbimiz’in kutlu elçilerinin, yaşamları boyunca Allah’a tam bir teslimiyetle ettikleri içli, katıksız ve samimi dualar, müminler için duanın en hikmetli örneklerini oluşturur. Dua insanlar için Allah'a bir yakınlaşma vesilesi, O'na olan sevgi, bağlılık, sadakat ve teslimiyetlerini dile getirme fırsatıdır. Peygamberlerin samimi ve ihlaslı dualarını öğrenmek ve Allah'a aynı samimiyetle dua etmek, insanın Allah'a olan yakınlığının artmasına önemli bir vesiledir. Allah bütün insanları bu dünya hayatında O'na kulluk etsinler diye yaratmıştır. Kulluk etmek isteyenler için de bir rehber olarak Kuran'ı indirmiştir. Kuran yalnızca haramları ve helalleri kapsayan bir kitap değildir. İçinde güzel ahlakı, çeşitli insan karakterlerini, meydana gelebilecek tüm olay ve durumları, dünya hayatı ve ahiret hayatı ile ilgili bilgileri, Allah korkusu ve sevgisini, Allah rızasının nasıl kazanılacağını, kısacası Yaratan'ın yarattığına gönderdiği, gerekli olan tüm bilgiyi anlatan ve kıyamete kadar geçerli bir kitaptır. Kuran'ın, insanın hayatındaki önemini ve gerekliliğini farkeden müslümanın Allah'a gereği gibi kulluk etmesi ve bütün hayatını Kuran'a göre yaşaması için çok iyi bir Kuran bilgisine sahip olması gerekir. İzleyeceğiniz bu film, Allah'ı tanımayı, kulluk görevini eksiksiz yerine getirmeyi, bütün hayatını Kuran'a göre düzenlemeyi, Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı hedef edinenlerin Kuran bilgilerini güçlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. (Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. (Sad Suresi, 29) Allah bütün insanları bu dünya hayatında O'na kulluk etsinler diye yaratmıştır. Kulluk etmek isteyenler için de bir rehber olarak Kuran'ı indirmiştir. Kuran yalnızca haramları ve helalleri kapsayan bir kitap değildir. İçinde güzel ahlakı, çeşitli insan karakterlerini, meydana gelebilecek tüm olay ve durumları, dünya hayatı ve ahiret hayatı ile ilgili bilgileri, Allah korkusu ve sevgisini, Allah rızasının nasıl kazanılacağını, kısacası Yaratan'ın yarattığına gönderdiği, gerekli olan tüm bilgiyi anlatan ve kıyamete kadar geçerli bir kitaptır. Kuran'ın, insanın hayatındaki önemini ve gerekliliğini farkeden müslümanın Allah'a gereği gibi kulluk etmesi ve bütün hayatını Kuran'a göre yaşaması için çok iyi bir Kuran bilgisine sahip olması gerekir. İzleyeceğiniz bu film, Allah'ı tanımayı, kulluk görevini eksiksiz yerine getirmeyi, bütün hayatını Kuran'a göre düzenlemeyi, Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı hedef edinenlerin Kuran bilgilerini güçlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. (Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. (Sad Suresi, 29) Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim'i indirdi. Tüm insanlığı kurtuluşa ermeye davet etti. İndirildiği günden kıyamete dek, insanlığın yegane yol göstericisi de bu son İlahi Kitap olacaktır. Kuran'ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah'ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanısıra, Kuran'ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pekçok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmiş olmasıdır. Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir, fakat çeşitli ayetlerinde son derece özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bazı bilimsel gerçekler, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle keşfedilmiştir. Kuran'ın indirildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, günümüz insanına Kuran'ın Allah sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim'i indirdi. Tüm insanlığı kurtuluşa ermeye davet etti. İndirildiği günden kıyamete dek, insanlığın yegane yol göstericisi de bu son İlahi Kitap olacaktır. Kuran'ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah'ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanısıra, Kuran'ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pekçok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmiş olmasıdır. Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir, fakat çeşitli ayetlerinde son derece özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bazı bilimsel gerçekler, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle keşfedilmiştir. Kuran'ın indirildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, günümüz insanına Kuran'ın Allah sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Kuran'ın eşsiz üslubu ve içerdiği üstün hikmet, onun Allah'ın sözü olduğunun kesin bir delilidir. Bunların yanısıra, Kuran'ın Allah Katından indirildiğini ispatlayan pekçok mucizevi özelliği de vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran'da bildirilmiş olmasıdır. Ancak Kuran mucizeleri yalnızca bilimsel gelişmeler ile ilgili değildir. Kuran ayetleri, tarihsel konularla da ilgili pek çok mucize içermektedir.Tarihte yaşamış olup yok olan pek çok kavim, şehir, kral ve savaş kutsal Kitabımızda haber verilmiştir. Üstelik araştırmalar ve arkeolojik bulgular da, 1400 yıl öncesinde verilmiş olan bu bilgilerin bir kanıtıdır.Hiç şüphe yoktur ki Kuran Allah’ın vahyi ve O’nun bir mucizesidir. Allah, bundan 14 asır önce, insanlara son İlahi Kitabı olan Kuran-ı Kerim'i indirmiştir.Kuran, kıyamet gününe kadar da insanlığın yol göstericisi olacaktır. Kuran'ın benzersiz üslubu, içeriğindeki üstün hikmet ve çarpıcılık, onun İlahi bir Kitap olduğunun apaçık delillerindendir.Kuran'ın çeşitli ayetlerinde, son derece özlü ve hikmetli bir anlatım içerisinde, çok önemli bilimsel gerçeklere dikkat çeken ifadeler vardır. Bu bilimsel gerçekler ancak günümüzün modern bilim ve teknolojisi ışığında açıklanabilmiştir. Kuran'ın bu özelliği de onun sayısız mucizelerinden biridir. Yüce Rabbimiz Kuran’da, insanın aradığı, özlem duyduğu, sevdiği herşeyin sadece cennette olduğunun anlaşılması için, cennet nimetleri hakkında pek çok bilgi vermiştir. İşte bu filmde, Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisleri doğrultusunda Rabbimiz'in bizler için hazırladığı bu eşsiz nimetlerin bazılarını izleyeceksiniz. Bu belgeseldeki amaç, asıl hayatın dünyada değil cennette yaşanacağını, nefsin istek duyduğu güzelliklerin aslının dünyada değil cennette olduğunu hatırlatmaktır. Aynı zamanda cennetteki ihtişamı ve sınırsız nimeti anlatarak, cennete olan özlemin artmasına vesile olabilmektir. Cennetteki üstünlük ve kusursuzluk insanın dünya hayatı boyunca arayışı içinde olup, yaşayamadığı bir güzelliktir. Dolayısıyla tüm bu nimetlerin yanı sıra dünyada cennete özlem duyup ona layık olabilme umudunu hissedebilmek ve Rabbimiz'in cennet vaadinin neşesini yaşamak çok büyük bir nimettir. Elbette müminlerin cennette sahip olacağı özellikler bu belgeselde izleyeceklerinizle sınırlı değildir. Allah müminlere yaptıklarının karşılığını en güzeliyle cennette verecektir. Allah bir ayette cennet ehlinin şükür ve mutluluk içinde olduklarını şöyle bildirmektedir: (Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir." (Zümer Suresi, 74) Günün birinde dünyaya gözlerinizi açtınız... Önce okul yılları... Sonra yetişkinlik dönemi... İşiniz, aileniz ve dostlarınız oldu... Belki eviniz, arabanız, çocuklarınız ve tabii ki sorumluluklarınız... Hatırlamanız, dikkat etmeniz gereken pek çok konu... Gün boyunca "bunu kesinlikle unutmamam gerek" dediğiniz ne kadar çok konu var! Bunları unutmamak için notlar tutuyor, çeşitli önlemler alıyorsunuz. Bazı işlerinizi unutma ihtimalini düşünmek dahi istemiyorsunuz. Peki bu saydıklarımızla kıyaslanmayacak kadar önemli konuları unutmuş olduğunuzu söylesek ne yapardınız?
__________________
Birşeyler Değişiyor
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| bas, baslıga, belgesel, dini, indir, rapid, yüzlerce |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|